TKV Merkezi ve Proje bölgelerinde gerçekleştirilen faaliyetler, 1. İnsan Kaynaklarının Geliştirilmesi TKV, bileşenlerin birbirleriyle gerekli bağlantılara sahip olmadığı geleneksel kalkınma projelerinden farklı olarak, insan kaynaklarının geliştirilmesi, eğitim, kırsal kredi ve pazarlama desteği gibi bileşenlerin entegre, tek bir sistem içinde gerçekleştirilmesini savunmaktadır. TKV, bu doğrultuda, saha uygulamalarını hedef grupların katılımı, faaliyetlerin bütünlüğü ve kalıcılığını gözeten örgütlenme, model oluşturmaya elverişli ölçek ve ilgiortaklarıyla (kamu ve özel) rollerin buluşturulması temelinde gerçekleştirmiştir. Aynı amaç ve yaklaşımla, çalışma alanları ve faaliyet türleri belirlenirken, insan kaynaklarının geliştirilmesi ile teknik yardım; kalkınma ile gelir getirici faaliyetler bütünlüklü olarak ele alınmıştır. Paralel olarak, TKV'nin kurumsal kapasitesinin geliştirilmesine, merkez, saha örgütlenmeleri ve proje yönetiminin yetkinleştirilmesine, TKV deneyimlerinin her düzeyde yaygınlaştırılmasına ve ilgiortaklarıyla ilişkilerin düzenli olarak geliştirilmesine ağırlık verilmiştir. |
|
TKV kırsal kalkınma alanında kurum içine ve faaliyetlerinin hedef gruplarına dönük duyarlılık ve kapasite geliştirme programlarını kesintisiz biçimde uygulamaktadır. Hedef gruplara dönük faaliyetler esas olarak şu başlıklar altında toplanmaktadır: Örgütlü davranış ve katılımı güçlendirme, Bu çerçevede üzerinde özellikle durulan konular şunlardır:
|
|
TKV, insanların gelirlerini artırmanın, onların yaşam düzeylerini iyileştirmede belirleyici bir adım olduğuna inanmaktadır. TKV'nin gelir getirici etkinlikleri, aşağıdaki örnekleri de kapsayan geniş bir alana yayılmıştır: TKV'nin öncülük ettiği bu çok çeşitli faaliyetler, sade ev üretiminden tarımsal-sanayi denebilecek işletmelere uzanan farklı gelişkinlik düzeylerinde gerçekleştirilmiştir. Bu çerçevede marjinal alanlar işlenmekte, doğal yağışa bağımlı koşullarda üretim yapılmış, mümkün olduğu yerlerde küçük ölçekli sulama sistemleri geliştirilmiş ve yerli ırk hayvanlar ıslah edilmiştir. Ürünler için daha ileri işlenme ve pazarlama olanaklarının bulunduğu belirli projeler, grup olarak, giderek kırsal tarımsal-sanayi işletmelerine dönüştürülmüştür. TKV için gelir getirici faaliyetler, yoksulluğun ortadan kaldırılması hedefinin yanı sıra, doğal kaynakların sürdürülebilir kullanımı ve kalkınmaya toplumsal cinsiyet dengeli bir yaklaşımın sürdürülmesi bakımından da belirleyici önem taşımaktadır. TKV, aşağıdaki alanlarda doğrudan etkileşimi varsaymaktadır:
Kırsal Kredi Bankaların kredi programlarının herkese açık olduğunu sık sık ileri sürmelerine karşılık, uygulamada, bu kredilerin büyük bölümü kaynakları zengin bölgelerin zengin kişilerine ve kuruluşlarına yönlendirilmekte; sessiz çoğunluk, yani küçük üreticiler bu imkandan yararlanamamaktadır. Mevcut durumda, yani yoksulların anlamlı bir kredi programı kapsamı dışında kalmalarında,
gibi etmenler pay sahibidir. TKV daha ilk çalışma yıllarından (70’lerin başından) itibaren kırsal kalkınma projelerinde tarımsal krediye yer vermiştir. TKV’nin 1969’da kuruluşunun ardından, Ocak 1970’de yayınlanan ilk kurumsal politika belgesinde ağırlıklı olarak kırsal kredi konusuna ve sorunun çözümüne yönelik önerilere yer verilmiştir. TKV bütün çalışmalarında, kırsal kesimdeki yoksullara ulaşan bir bankacılık sistemiyle kırsal kalkınmanın birbirlerini dışlayan şeyler olmadığını gösterme amacını gütmüştür. TKV, geleneksel kalkınma projelerinde, eğitim, kırsal kredi ve pazarlama işlemlerinin ayrı ayrı kuruluşlar tarafından üstlenildiğine dikkat çekmektedir; bunların her birinin çok önemli bir bileşen olduğunu kabul etmekle birlikte, aralarında gerekli bağlantılar kurulmadığı sürece bu bileşenlerin hem kalkınmanın nihai amaçlarının hem de proje hedeflerinin gerisinde kalacağını vurgulamaktadır. TKV, insan kaynaklarının geliştirilmesi, eğitim, kırsal kredi ve pazarlama desteği gibi bileşenlerin entegre tek bir sistem içinde gerçekleştirilmesini savunagelmiştir. TKV, tüm çalışmalarında kırsal kesimdeki yoksullara ulaşan bir bankacılık sistemiyle kırsal kalkınmanın birbirini dışlamadığını göstermeyi amaçlamıştır. TKV’nin kredi programı daha ilk yıllarında bir uluslararası kuruluş tarafından, “.....Türkiye’nin kırsal kesiminde küçük üreticiler için başarıyla uygulanan ilk kredi programı” olarak değerlendirilmiştir. (Bu saptama, Euromoney dergisinde de yer almıştır.) TKV'nin kırsal kredi programının bir başka özgün yanı, yerel geleneklere uygun seçenekli geri ödeme sistemidir. Burada, gerektiğinde geleneksel faiz ödemesinin ortadan kaldırılması, bunun yerine, kullanılan kredinin, ailenin gerçekleştirdiği üretimin bir bölümüyle ayni olarak geri ödenebilmesidir. İhtiyaca ve yerel koşullara uygun olarak geliştirilen projelerden örnekler: Ne var ki, özellikle ücra yerleşimlerdeki köylülerin kullandıkları buğday tohumu genellikle düşük kaliteli, düşük verimlidir ve çoğu kez arpa ya da başka hububat tohumları ile karıştırılmaktadır. TK V 80'li yılların başında Van ve Diyarbakır bölgelerinde buğday tohum geliştirme programını başlatmıştır. Bu program kapsamında her yıl yaklaşık 60 ton gelişmiş buğday tohumu getirilmiş ve bu tohum bir tür takas sistemi ile her yıl programa katılan her aileye 50 kg olmak üzere dağıtılmıştır. Takas sisteminde, getirilen tohumdan alan her hane bunun karşılığında elindeki düşük kaliteli tohumu vermiştir. Bölge koşullarında 50 kilo tohum bir hektarın üçte biri kadar bir alan için yeterlidir. Her bir aile yeni tohumdan yalnızca bir kez almıştır. Yeni tohumun ekili olduğu alanlarda ayrıca yabani ot mücadelesi de yapılmıştır. Bu arada TKV saha çalışanları, tohumun nemi daha iyi tutabilmesi için daha derine ekilmesini sağlayacak bir sürüm tekniğini köylülere göstermişlerdir. Böylece buğday verimi, daha iyi tohum, daha derine ekim ve yabani ot mücadelesi sonucunda birçok yörede iki, kimi yörelerde ise üç kat artış göstermiştir. Programda, melez değil saf tohumlar kullanılmıştır. Melez tohumların bundan da fazla verim artışı sağlaması mümkündür. Ne var ki bu tohumlar ısıya ve neme daha duyarlı olduklarından doğal yağış beklenenden az gerçekleştiğinde büyük hasat başarısızlıklarına yol açabilmektedir. Buna karşılık saf tohumların çok önemli bir avantajı daha vardır: Çiftçiler bu sayede bir yılın ürününün bir bölümünü gelecek yılın tohumluğu olarak saklayabilmektedirler. Arıcılık Yaklaşık 30 yıldır küçük çiftçi hanelere yönelik arıcılık programı sürdüren TKV, Türkiye’deki arıcıların yaklaşık dörtte birine ulaşmaktadır. TKV’nin entegre arıcılık programı, ülkemizde teknik arıcılığın öncüsüdür ve bu alanda sunduğu çok yönlü hizmetler arasında; uygulamalı araştırma, arı sağlığı, eğitici yayınlar, girdi üretimi, eğitim, küçük ölçekli kredi ve pazarlama desteği bulunmaktadır. TKV, arıcılık alanında ülke çapında Tarım Bakanlığı ve üniversitelerle işbirliği yapmakta; bilgi ve tecrübe birikimini yurt içinde ve dışında paylaşmaktadır. TKV’nin arıcılık programı, oluşumu ve uygulamadaki başarısı ile ulusal ve uluslararası platformlarda tanınmaktadır. TKV arıcılık programı ülkemizde birçok ilki başlatmıştır:
Ülkemizde köylerin toplumsal yapısı geleneksel özellikler göstermektedir. Aile yaşamında erkeğin egemenliği tartışılmaz bir veridir. Kırsal kesimdeki kadının, aile yaşamına, çocuklarına, hatta kendisine ilişkin kararlarda çok sınırlı söz hakkı vardır. Kadının gerek aile gerekse topluluk içindeki düşük statüsü, ekonomik yaşamdaki ikincil konumunun kaçınılmaz bir sonucudur ve bu olgunun derin tarihsel kökleri vardır. Kadınların çoğu köylerinin dışına nadiren çıktıklarından kendilerini geliştirme fırsatları da son derece sınırlıdır. Kırsal kesimdeki kadınların sınırlı aile bütçelerine parasal katkıda bulunmaları, kadının geleneksel olarak bağımlı ve ikincil konumunda birtakım olumlu değişikliklere yol açabilir. Ekonomik bir etkinlik olarak kilim ve halı dokumacılığı bu değişime katkıda bulunabilecek önemli bir araç durumundadır. Kadınların çoğu, ilkel yer tezgahlarında geleneksel yöntemleri kullanarak, genellikle evde kullanılmak üzere kilim dokumaktadır. Koyun yaygın biçimde beslenen bir hayvan olduğundan, kadınlar dokuma ipliklerini evlerinde hazırlayabilmektedirler. Zaman zaman köylere gelen tüccarlar dokunan halı ve kilimleri toplamakta ya da kimi durumlarda ivedi paraya gereksinimi olan erkekler bunları satmak üzere kendileri kente gitmektedirler. Dokumacılık, ülkemizde büyük ölçüde dikkat çeken bir etkinliktir. Merkezi ve yerel düzeylerdeki birçok resmi kuruluş ile yönetim organları kadınlara dokumacılığı öğretmek üzere kurslar düzenlemektedir. Bu tür bir eğitim süreci yararlıdır. Ancak, asıl sorun, yerel mülki amir kursu tamamlayan kadınlara belgelerini verdiği zaman ortaya çıkmaktadır. Bu kadınların kursun ardından dokumacılık işini evlerinde şöyle ya da böyle sürdürüp para kazanacakları varsayılmaktadır. Ne var ki, eve bir dokuma tezgahı alınması bile başlı başına bir sorundur (bir tezgahın maliyeti, tipine göre değişmek üzere, 100 ile 200 dolar arasındadır). Yün alma, bunun kalitelisini bulma, renklerin solmayacağı boyalar kullanma ve piyasanın tercihi olan desenleri bilme, tek başına bir dokuyucu açısından aşılması genellikle pek mümkün olmayan sorunlardır. Dokunan halı ve kilimlerin pazarlanması ise başlı başına bir sorundur. TKV dokumacılık programı, Hayvancılık Sığır nüfusu, çoğunlukla genetik potansiyeli düşük yerli ırk hayvanlardan oluşmaktadır. Buna karşılık küçük baş hayvanlarda genetik nitelikler diğerlerine göre daha iyi durumdadır. Hükümet politikaları sonucunda beslenen keçi sayısı azalmaktadır. Gerek büyük gerekse küçük baş hayvanların yem temeli de çok sınırlıdır. Hayvanlar ağırlıklı olarak zaten aşırı otlatma nedeniyle verimsizleşmiş ve genellikle orman sınırları içinde sayılan meralarda otlatılmaktadır. Fabrika yemi kullanımı ise yok denecek kadar azdır. Büyük baş hayvanlardan elde edilen ürün, hayvanların genetik açıdan düşük potansiyele sahip olmaları ve verilen yemin yetersizliği nedeniyle azdır. Yerli ırk ineklerin süt verimi her laktasyon dönemi için 500 litrenin altındadır. Laktasyon dönemi ise, üç ile beş ay arasında değişmek üzere kısadır. Buna karşılık, iki gebelik arasındaki dönem uzundur. Düşükler, özellikle koyunlar arasında yaygın, doğumda ağırlık ise genel normlara göre düşüktür. Geçimlik ekonomi ve süt üretiminin azlığı nedeniyle inek sütü genellikle aile içi tüketimde kullanılmaktadır. Pazarda nakit karşılığı satılan süt son derece sınırlıdır. Geleneksel hayvancılıkta nakit gelir, yün, tosun ve koç satımından elde edilmektedir. Bu arada, yağışların az olduğu bir mevsimin ertesinde kışlık yem sıkıntısı çekildiği zamanlarda inek ve dişi koyun satıldığı da görülmektedir. Canlı hayvan satışından elde edilen gelir potansiyelin altındadır; çünkü, hayvanlar yetersiz beslenme nedeniyle normal kilonun altındadır. Hayvanların ve ortak meraların daha iyi kullanılması durumunda bugünküne göre daha az sayıda hayvandan bile daha fazla gelir elde edilebileceği bilinci gelişmemiştir. TKV hayvancılık programı,
Açıkta serbest sistem besicilik TKV’nin Türkiye’ye tanıttığı bir hayvancılık modelidir. TKV 90’lı yılların başında Ankara-Çubuk’da kurduğu merkezle bir pilot program başlatmıştır. Örnek oluşturma aşamasının tamamlanmasından sonra, ticari faaliyete geçilmiştir. Merkez besicilikle ilgilenen çok sayıda ziyaretçiyi ağırlamakta ve bilgilendirmektedir. Açıkta serbest sistem besicilik Türkiye’nin birçok yöresinde yaygınlaşmaktadır. Sürdürülebilir gelişmeye yönelik çalışmaları gerçekleştirecek yerel örgütlenmelerin oluşturulması başlı başına bir amaçtır. Deneyimler göstermektedir ki, hayvancılığı geliştirme programları (i) çok sayıda haneyi etkileyebilmekte , (ii) küçük çiftçilere yarar sağlamakta, ve (iii) gelirleri önemli ölçüde artırmaktadır. TKV hayvancılık programını, gelir getirici bir etkinlik olarak bu analiz çerçevesinde geliştirmiştir. Gelirlerin artması ve doğal çevreye daha az zarar verecek alternatif ve gelişkin hayvancılık uygulamalarının tanıtılması, halen yaygın olan ve ormanların yoğun biçimde tahribine, toprak, arazi ve su kaynaklarının hızla bozulmasına yol açan uygulamaları azaltacaktır. Hayvancılığı geliştirme çalışmaları, TKV'nin faal olduğu birçok yörede 20 yılı aşkın bir süre devam etmiştir. Kümes Hayvancılığı TKV modelinin uygulanabilirliğinin önde gelen bir kanıtı, 2002 yılına kadar Türkiye'nin en büyük beyaz et üreticisi olan Köy-Tür Topluluğu'nun oluşumudur. Türkiye'nin piliç üretiminde ilk entegre sistemi olan Köy-Tür sisteminin ilk adımları 1970'lerin başında, TKV'nin Tarsus'un Namrun yaylasında yoksul beş çiftçi ailesiyle ve tümüyle gönüllü çalışmalarla başlatıldı. Bölgede başarılı biçimde gelişen ve "Tarsus Projesi" olarak söz edilen proje, 1981'de Hollanda'da, küçük üreticilere yönelik uluslararası 250 benzer uygulama arasında "en başarılı örnek" seçilerek, ödüllendirildi. TKV’nin küçük üreticiye dayalı “Tarsus Tavukçuluk Projesi” on yıl içerisinde modelleşti. Modelin büyük çapta yaygınlaşması ise, T.C. Hükümeti ile Dünya Bankası arasında imzalanan anlaşmayla Dünya Bankası’nın 5. Hayvancılık Projesi (TU-1862) kapsamında Tavukçuluk Alt Projesi’ne 25 milyon dolar kredi desteği sağlaması sonucunda gerçekleşti. Tarım Bakanlığı ile TKV arasında 1982’de varılan anlaşmayla, TKV ülke çapında 12 bölgede tavukçuluk programı uyguladı. TKV aynı zamanda, Hazine ile imzaladığı bir ek anlaşma çerçevesinde, Dünya Bankası’ndan ek fon kullandı. 25 milyon dolar tutarındaki kredinin yaklaşık yarısı küçük üreticilere kümes yapımı için kredi olarak verilirken, kalan tutar yem fabrikaları, kesimhaneler ve diğer temel donanımın teminine ayrıldı. Program, krediyi zamanında ve tam olarak geri ödedi. TKV “tavukçuluk modeli”, küçük üreticilerin rekabetçi piyasa ekonomisinde özel girişimciler olarak yer aldığı ülke ölçeğinde bir tarımsal sınai üretim sisteminin teknik ve mali bakımdan sürdürülebilir olduğunu göstermiş ve kanıtlamıştır. Modelde üretim sistemi, tek tek bölgesel birimler bazında, çoğunluğu küçük çiftçi olan binlerce üreticiden oluşan bir ağ biçiminde örgütlenmiştir. Sistem bütünüyle entegre nitelikte olup, bakımdan pazarlamaya kadar tavuk üretiminin bütün yönlerini kapsamaktadır. Sistemde her çiftçinin kendi kümesi vardır ve bu kümeslerin çoğu TKV tarafından verilen kredi ile kurulmuştur. Her çiftçi kendi tavukçuluk şirketinden üretim girdilerini (yeni doğmuş civcivler, yem, tıbbi bakım) ve yayım hizmetlerini almaktadır. 8 haftalık döngü içinde her üretici yaklaşık 4.000 ila 6.000 piliç yetiştirmekte ve bu hayvanları tesislere teslim etmektedir. Tesis ise piliçleri kesip işlemekte, paketlemekte, soğutmakta ve nihai ürünü satmaktadır. Üretici bu sırada kümesini temizleyip yeni bir üretim döngüsü için yeni civcivler almaktadır. Günümüzde ister doğrudan Köy-Tür ile ya da beyaz et endüstrisine “Tarsus Projesi” örneğini izleyerek daha sonra katılan entegre işletmelerden biriyle çalışsınlar, Türkiye’de üretilen her beş piliçten birini TKV’nin son yirmi yılda eğittiği ve kaynak sağladığı küçük üreticiler üretmektedir. Bu durum, bir bakıma, TKV modelinin tekrarlanma ve yaygınlaşmada ulaştığı son aşamadır. Sebze ve Meyve Üretimi Aile tüketimi için Alabalıkçılık Bağcılık, derelerden bol su gerektiren alabalıkçılığa tam ters bir örnek oluşturmaktadır. Çünkü, marjinal alanlara dikilen bağ çubukları az yağışla da büyüyebilmekte, ayrıca ek sulama gerektirmemektedir. Dayanıklı asma türleri bu zorlu koşullarda yaşayabilmekte ve sabır gerektiren birkaç yılın ardından aile tüketimi, hatta zaman zaman pazarda satış için önemli miktarda üzüm verebilmektedir. |
|
Bireylerde ve kırsal topluluklarda çevre duyarlılığının artırılması ve doğal çevrenin korunması TKV programlarının somut hedefleri arasında yer almaktadır. TKV, faaliyetlerini, kalkınmanın sosyal ve ekonomik boyutları ile birlikte ekolojik boyutu da dikkate alarak şekillendirmektedir. TKV, doğal kaynakların rasyonel yönetiminin, bu kaynakların korunup geliştirilmesinin yanı sıra, yaşam kalitesinin iyileştirilmesine ve gelir getirici faaliyetlerin başarısına etkisini göz önünde tutmaktadır. TKV, su, toprak, orman, mera başta olmak üzere doğal kaynakların korunması ve geliştirilmesine dönük faaliyetleri, çevre özelliklerine uygun olarak, hane, köy ve "mikro havza" özelliği gösteren köy grupları için bütünlüklü ve kalıcı bir yaklaşımla gerçekleştirmektedir. Proje alanlarında çalışmalar, sahaya giriş ve dönem içi incelemeleri kapsamında gerçekleştirilen, doğal kaynaklarla ilgili ayrıntılı araştırmalardan sağlanan verilerle desteklenmektedir. Bu verilerin işaret ettiği sorunlar ve yapılabilecek çalışmalarla ilgili teknik uygulama önerileri köylülerle paylaşılmıştır. Geniş katılımlı eğitim ve duyarlılık geliştirme toplantılarında çevre, toprak, orman, su kaynaklarını koruma ve doğru kullanma konularında bilgi aktarılmış, köylülerin çözüme yönelik görüş ve önerileri alınmıştır. Hazırlanan teknik iyileştirme planlarına uygun olarak, örnek uygulama çalışmalarına köylerdeki gönüllü hanelerin aktif katılımı sağlanmıştır. Bu bağlamda, köylülerin katılımı ve kamu kuruluşlarının işbirliğiyle, sel baskını ve toprak kaymasını önlemek üzere kuru duvar eşikleri yapımı, teraslama, bireysel ve toplu ağaçlandırma, erozyona maruz alanlarda çok yıllık bitki (yem bitkisi) ekimi yapılması, yan derelerin ıslahı, su kaynaklarının daha iyi kullanılması ve köy içinde, köyler arasında dengeli dağılımı, atık suların kirletici etkisinin önlenmesi, meraların ıslahı, planlı otlatmanın teşviki, arazi sürüm ve ekim tekniklerinin iyileştirilmesi, örnek fidanlık oluşturulması, enerji ormanı tesisi, yakacak odun tüketiminde tasarrufa dönük çalışmalar sürdürülmektedir.
|
|
TKV Proje bölgelerinde sürdürülen faaliyetler arasında deneme ve örnek uygulama (demonstrasyon) çalışmaları özellikle önem taşımaktadır. Deneme ve örnek uygulama niteliğindeki çalışmalar, esas olarak bölgenin potansiyellerini daha iyi değerlendirmek, verimliliği artırmak, üreticilerin riskli gördüğü yeni alanlarda örnek üretim yapmak, üretimi çeşitlendirmek, geliştirmek, mevcut faaliyetleri iyileştirmek amacıyla gerçekleştirilmektedir. Bu amaçla gerçekleştirilen proje ve çalışmaların sonuçları ve edinilen deneyim, çalışma bölgelerindeki üreticiler ve ilgili kuruluşlarla, uygulama alanlarında yerinde inceleme yapılarak paylaşılmaktadır. Bu şekilde deneme sonuçlarının komşu hane ve köylerde yaygınlaşması hız kazanmakta, deneme sonuçlarını benimseyen ve yenilerini görmek isteyen üretici sayısında sürekli artış gözlenmektedir. Bu çalışmalar, 2003'te de proje bölgelerinde yapılan mevcut durum araştırmaları sonuçlarının ve köylülerle yapılan değerlendirmelerin ışığında şekillenmiştir. Ölçek, içerik ve işbirlikleri gereği merkezden başlatılanlar da olmakla birlikte, bu çalışmalarda inisiyatif esas olarak sahadadır. Deneme ve örnek uygulama çalışmalarının başlıcaları:
|
|
| |
|
|
|