Çalışma Alanları

TKV Merkezi ve Proje bölgelerinde gerçekleştirilen faaliyetler,
farklı boyut ve yerel özellikler taşımakla birlikte, esas olarak
beş ana başlık altında toplanmıştır:

1. İnsan Kaynaklarının Geliştirilmesi
2. Gelir Getirici Faaliyetler
3. Doğal Kaynakların Korunması ve Geliştirilmesi
4. Deneme/Örnek Uygulama Çalışmaları
5. Tanıtım, İlgiortaklarıyla İşbirliği ve Danışmanlık Çalışmaları

TKV, bileşenlerin birbirleriyle gerekli bağlantılara sahip olmadığı geleneksel kalkınma projelerinden farklı olarak, insan kaynaklarının geliştirilmesi, eğitim, kırsal kredi ve pazarlama desteği gibi bileşenlerin entegre, tek bir sistem içinde gerçekleştirilmesini savunmaktadır. TKV, bu doğrultuda, saha uygulamalarını hedef grupların katılımı, faaliyetlerin bütünlüğü ve kalıcılığını gözeten örgütlenme, model oluşturmaya elverişli ölçek ve ilgiortaklarıyla (kamu ve özel) rollerin buluşturulması temelinde gerçekleştirmiştir.

Aynı amaç ve yaklaşımla, çalışma alanları ve faaliyet türleri belirlenirken, insan kaynaklarının geliştirilmesi ile teknik yardım; kalkınma ile gelir getirici faaliyetler bütünlüklü olarak ele alınmıştır. Paralel olarak, TKV'nin kurumsal kapasitesinin geliştirilmesine, merkez, saha örgütlenmeleri ve proje yönetiminin yetkinleştirilmesine, TKV deneyimlerinin her düzeyde yaygınlaştırılmasına ve ilgiortaklarıyla ilişkilerin düzenli olarak geliştirilmesine ağırlık verilmiştir.


İnsan Kaynaklarının Geliştirilmesi

TKV kırsal kalkınma alanında kurum içine ve faaliyetlerinin hedef gruplarına dönük duyarlılık ve kapasite geliştirme programlarını kesintisiz biçimde uygulamaktadır. Hedef gruplara dönük faaliyetler esas olarak şu başlıklar altında toplanmaktadır:

  Örgütlü davranış ve katılımı güçlendirme,
  Sosyal ve teknik becerileri geliştirme,
  Üretime dönük teknik eğitim,
  Çevre duyarlılığı geliştirme.

Bu çerçevede üzerinde özellikle durulan konular şunlardır:

  1. Sosyal iletişim, katılım ve örgütlenme biçimleri ile ilgili bilgilendirme ve yönlendirme (ihtiyaç ve kaynak belirleme, proje planlama, uygulama, denetleme süreçlerine aktif katılım, proje kurulları vd.),
  2. Kadının bireysel kapasitesinin, hane ve topluluk içindeki konumunun güçlendirilmesine dönük yaklaşım ve uygulamaların tanıtılması,
  3. Potansiyel kaynaklara yerel, bölgesel ve ulusal ölçeklerde erişip bu kaynaklardan yararlanabilme becerisinin –krediden yararlanabilme becerisi dahil– geliştirilmesi (kendi işini kurma, kooperatifleşme vd.),
  4. Çevre konusunda bilinç ve bu konuda tepki verebilme duyarlılığının kazandırılması (toprak ve su kaynaklarının akılcı kullanımı, erozyonla mücadele, mera ıslahı, nadas uygulamaları, ağaçlandırma, yakacak tasarrufu sağlayan yöntemler vd.),
  5. Gelir getirici faaliyetlerde beceri geliştirme ve uygulamaların iyileştirilmesi (hayvancılık, arıcılık, alabalıkçılık, sera ve açık alanda sebze üretimi, meyvecilik, bağcılık, el sanatları vd. uygulamaları).

Gelir Yaratıcı/Artırıcı Etkinlikler

TKV, insanların gelirlerini artırmanın, onların yaşam düzeylerini iyileştirmede belirleyici bir adım olduğuna inanmaktadır. TKV'nin gelir getirici etkinlikleri, aşağıdaki örnekleri de kapsayan geniş bir alana yayılmıştır:

Ekilebilir alan sağlamak için taş temizleme
Küçük ölçekli sulama sistemleri kurulması
Marjinal alanlara bağ çubukları dikimi
İpekböcekçiliği için dut ağacı dikimi
Hububat tarımının ve yem bitkileri ekiminin geliştirilmesi
Açıkta ve örtü altı sebze ve meyve üretimi
Hayvancılığın bütün yönleriyle uygulanması
Kümes hayvancılığı
Alabalık üretimi
Arıcılık (bal üretimi)
Genç kadınlar ve kızlar için kilim ve halı dokumacılığı

TKV'nin öncülük ettiği bu çok çeşitli faaliyetler, sade ev üretiminden tarımsal-sanayi denebilecek işletmelere uzanan farklı gelişkinlik düzeylerinde gerçekleştirilmiştir. Bu çerçevede marjinal alanlar işlenmekte, doğal yağışa bağımlı koşullarda üretim yapılmış, mümkün olduğu yerlerde küçük ölçekli sulama sistemleri geliştirilmiş ve yerli ırk hayvanlar ıslah edilmiştir. Ürünler için daha ileri işlenme ve pazarlama olanaklarının bulunduğu belirli projeler, grup olarak, giderek kırsal tarımsal-sanayi işletmelerine dönüştürülmüştür.

TKV'nin geniş çeşitlilikteki gelir getirici faaliyetleri, aradaki ayrım her zaman kesin olmamakla birlikte, “bireye (haneye) yönelik” olanlar ve “topluluğa yönelik” olanlar biçiminde iki alt grupta toplanabilir.

Benzer faaliyetlerin birden fazla bölgede gerçekleştirilmesi halinde ise, tek tek hanelere odaklanan, küçük ev üretimi ya da kırsal işletme projeleri (örneğin, dokumacılık, arıcılık, hayvancılık, kümes hayvancılığı, seracılık), çok bölgeli sektörel etkinlikler kapsamında yer almıştır.

TKV için gelir getirici faaliyetler, yoksulluğun ortadan kaldırılması hedefinin yanı sıra, doğal kaynakların sürdürülebilir kullanımı ve kalkınmaya toplumsal cinsiyet dengeli bir yaklaşımın sürdürülmesi bakımından da belirleyici önem taşımaktadır.

TKV, aşağıdaki alanlarda doğrudan etkileşimi varsaymaktadır:

  • Kalkınma ile gelir getirici faaliyetler arasındaki etkileşim: Yoksulluğun azaltılması ve kaynakları sınırlı kırsal ailelerin yaşam kalitelerinin artırılması, gelir düzeylerinin yükselmesiyle mümkündür. Gelir düzeylerinin yükselmesi ise, topluluk kalkınması, eğitim, kırsal kredi ve pazarlama gibi unsurları içeren, gerektiğinde yardımları da öngören bir sistemde üretimin ve verimin artırılmasıyla mümkün olabilecektir.
  • Gelir getirici faaliyetlerle küçük ölçekli kredi olanakları arasındaki etkileşim: Verili durumda, çeşitli ve karmaşık nedenler yüzünden yoksul kesimler anlamlı bir kırsal kredi programının dışında kalmaktadır. Oysa gelir getirici faaliyetlerin gerçekleştirilebilmesi doğru zamanda, doğru yerde ve uygun koşullarda kırsal kredi bulunabilmesine bağlıdır.

Kırsal Kredi
Kırsal krediye yeterli miktarda ve uygun koşullarda erişim hakkı insan haklarındandır, ancak uygulamada kırsal kesimdeki yoksulların çoğunluğu gerekli krediye erişememektedir.

Bankaların kredi programlarının herkese açık olduğunu sık sık ileri sürmelerine karşılık, uygulamada, bu kredilerin büyük bölümü kaynakları zengin bölgelerin zengin kişilerine ve kuruluşlarına yönlendirilmekte; sessiz çoğunluk, yani küçük üreticiler bu imkandan yararlanamamaktadır.

Mevcut durumda, yani yoksulların anlamlı bir kredi programı kapsamı dışında kalmalarında,

  • Katı kefalet zorunlulukları,
  • Tapuların gayri resmi ve parçalanmış olması,
  • Çok sayıda kişiye verilen küçük miktarlardaki kredileri yönetmenin güçlükleri,
  • Kırsal kesimdeki yoksulların kaynak talep edip kaynakları kendi adlarına harekete geçirme gücüne sahip olmamaları,
  • Etkili bir örgütlenmenin olmayışı,

gibi etmenler pay sahibidir.

TKV daha ilk çalışma yıllarından (70’lerin başından) itibaren kırsal kalkınma projelerinde tarımsal krediye yer vermiştir. TKV’nin 1969’da kuruluşunun ardından, Ocak 1970’de yayınlanan ilk kurumsal politika belgesinde ağırlıklı olarak kırsal kredi konusuna ve sorunun çözümüne yönelik önerilere yer verilmiştir.

TKV bütün çalışmalarında, kırsal kesimdeki yoksullara ulaşan bir bankacılık sistemiyle kırsal kalkınmanın birbirlerini dışlayan şeyler olmadığını gösterme amacını gütmüştür. TKV, geleneksel kalkınma projelerinde, eğitim, kırsal kredi ve pazarlama işlemlerinin ayrı ayrı kuruluşlar tarafından üstlenildiğine dikkat çekmektedir; bunların her birinin çok önemli bir bileşen olduğunu kabul etmekle birlikte, aralarında gerekli bağlantılar kurulmadığı sürece bu bileşenlerin hem kalkınmanın nihai amaçlarının hem de proje hedeflerinin gerisinde kalacağını vurgulamaktadır. TKV, insan kaynaklarının geliştirilmesi, eğitim, kırsal kredi ve pazarlama desteği gibi bileşenlerin entegre tek bir sistem içinde gerçekleştirilmesini savunagelmiştir.

TKV, tüm çalışmalarında kırsal kesimdeki yoksullara ulaşan bir bankacılık sistemiyle kırsal kalkınmanın birbirini dışlamadığını göstermeyi amaçlamıştır. TKV’nin kredi programı daha ilk yıllarında bir uluslararası kuruluş tarafından, “.....Türkiye’nin kırsal kesiminde küçük üreticiler için başarıyla uygulanan ilk kredi programı” olarak değerlendirilmiştir. (Bu saptama, Euromoney dergisinde de yer almıştır.)

TKV kredi modelinin yaygınlaştırılması, Türkiye’de yoksul girişimciler için kaynak geliştirilmesi ve sağlanmasına dönük doğru ve öncü bir adımdır. Bu şekilde, geçmişte küçük ölçekli işletmeleri için kaynak bulamayan bireyler ya da gruplar, ihtiyaçlarını uygun geri ödeme koşullarıyla karşılayabilmektedir. Krediler, yerel koşullara uygun, esnek seçenekli geri ödeme sistemi, kolay ulaşılabilir başvuru noktaları ve kredi yenileme sistemlerinin hızlandırılmasıyla teminat altına alınmaktadır.

TKV'nin kırsal kredi programının bir başka özgün yanı, yerel geleneklere uygun seçenekli geri ödeme sistemidir. Burada, gerektiğinde geleneksel faiz ödemesinin ortadan kaldırılması, bunun yerine, kullanılan kredinin, ailenin gerçekleştirdiği üretimin bir bölümüyle ayni olarak geri ödenebilmesidir.

İhtiyaca ve yerel koşullara uygun olarak geliştirilen projelerden örnekler:

Buğday Tarımı
Türkiye'nin doğusundaki hanelerin büyük çoğunluğu genellikle 4 hektardan küçük, parçalanmış toprağa sahiptir. Bu toprakların çok büyük bir bölümü, herhangi bir ek sulama imkanı olmaksızın doğal yağışa bağımlı olarak işlenmektedir. Yağışın sınırlı olması nedeniyle tarla bir hasattan sonra nadasa bırakılıp ertesi yıl yeniden ekilmektedir. Buğday en yaygın ekilen üründür. Yetiştirilen buğdaydan elde edilen un, temel besin durumunda olan ve evde yapılan ekmekte kullanılmaktadır. Aileler bundan arta kalanı yerel pazarlarda satmaktadır.

Ne var ki, özellikle ücra yerleşimlerdeki köylülerin kullandıkları buğday tohumu genellikle düşük kaliteli, düşük verimlidir ve çoğu kez arpa ya da başka hububat tohumları ile karıştırılmaktadır. TK V 80'li yılların başında Van ve Diyarbakır bölgelerinde buğday tohum geliştirme programını başlatmıştır. Bu program kapsamında her yıl yaklaşık 60 ton gelişmiş buğday tohumu getirilmiş ve bu tohum bir tür takas sistemi ile her yıl programa katılan her aileye 50 kg olmak üzere dağıtılmıştır. Takas sisteminde, getirilen tohumdan alan her hane bunun karşılığında elindeki düşük kaliteli tohumu vermiştir. Bölge koşullarında 50 kilo tohum bir hektarın üçte biri kadar bir alan için yeterlidir. Her bir aile yeni tohumdan yalnızca bir kez almıştır.

Yeni tohumun ekili olduğu alanlarda ayrıca yabani ot mücadelesi de yapılmıştır. Bu arada TKV saha çalışanları, tohumun nemi daha iyi tutabilmesi için daha derine ekilmesini sağlayacak bir sürüm tekniğini köylülere göstermişlerdir. Böylece buğday verimi, daha iyi tohum, daha derine ekim ve yabani ot mücadelesi sonucunda birçok yörede iki, kimi yörelerde ise üç kat artış göstermiştir.

Programda, melez değil saf tohumlar kullanılmıştır. Melez tohumların bundan da fazla verim artışı sağlaması mümkündür. Ne var ki bu tohumlar ısıya ve neme daha duyarlı olduklarından doğal yağış beklenenden az gerçekleştiğinde büyük hasat başarısızlıklarına yol açabilmektedir.

Buna karşılık saf tohumların çok önemli bir avantajı daha vardır: Çiftçiler bu sayede bir yılın ürününün bir bölümünü gelecek yılın tohumluğu olarak saklayabilmektedirler.

Arıcılık
Arıcılık, çok sayıda küçük çiftçinin ve topraksız köylünün gelirlerini artırma açısından özel bir fırsat sunmaktadır. Türkiye’nin özellikle doğusundaki iller, flora açısından, arıcılığın düşük gelirli köylüler arasında geliştirilmesine elverişli bir zenginliğe sahiptir. Arıcılık kolay uygulanabilir bir programdır: Aile başına ilk yatırım maliyeti düşüktür; okuma yazması olmayan köylüler bile bu iş için gerekli becerileri kolaylıkla öğrenebilmektedir; projenin ölçeği esnektir (20-30 kovan anlamlı bir ek gelir getirebilmektedir); arıcılar zamanla mevcut koloni sayılarını oğul alma yöntemi ile artırabilmektedirler. TKV’nin Ankara-Kazan’da kurulu entegre Arıcılık Merkezi arıcılara kovan, ana arı ve oğul gibi temel girdilerin yanı sıra kırsal kredi, eğitim ve pazarlama desteği sağlamaktadır.

Yaklaşık 30 yıldır küçük çiftçi hanelere yönelik arıcılık programı sürdüren TKV, Türkiye’deki arıcıların yaklaşık dörtte birine ulaşmaktadır. TKV’nin entegre arıcılık programı, ülkemizde teknik arıcılığın öncüsüdür ve bu alanda sunduğu çok yönlü hizmetler arasında; uygulamalı araştırma, arı sağlığı, eğitici yayınlar, girdi üretimi, eğitim, küçük ölçekli kredi ve pazarlama desteği bulunmaktadır. TKV, arıcılık alanında ülke çapında Tarım Bakanlığı ve üniversitelerle işbirliği yapmakta; bilgi ve tecrübe birikimini yurt içinde ve dışında paylaşmaktadır. TKV’nin arıcılık programı, oluşumu ve uygulamadaki başarısı ile ulusal ve uluslararası platformlarda tanınmaktadır.

TKV arıcılık programı ülkemizde birçok ilki başlatmıştır:

  • Türkiye’de ana arı üretimini başlatarak arıcıların önemli bir sorununu çözmüştür.
  • İlk sözleşmeli ana arı ve oğul arı üreticisidir.
  • "Damızlık Ana Arı Üretim İzni" ve "Ana Arı Üretim İzni" belgesini almış ilk kuruluştur.
  • Temel petek üretim izni alan ilk üreticidir.
  • Kışın sert geçtiği yöreler için tecritli kovan uygulaması ve üretimini tanıtmıştır.
  • Arıcılıkta en uzun süreli yayın olan TEKNİK ARICILIK dergisini 1985'den bu yana düzenli yayınlamakta, yılda 3500 okura ulaşmaktadır.
  • Türkiye’de arıcılıkta akademik nitelikli ilk uluslararası derginin (MELLIFERA) yayıncısıdır.
  • Arı kolonileri açısından ölümcül bir parazit olan Varroa jacobsoni Oudemans’a karşı mücadelede öncülük etmiştir. Kampanyanın en yoğun zamanlarında her yıl 10 bin civarında arıcıya 12 milyon dozdan fazla ilaç dağıtılmıştır. TKV’nin müdahalesi Varroa’nın arı kolonilerinin büyük bölümünü tahrip etmesini önlemiştir.
Kilim ve Halı Dokumacılığı
Ülkemizde köylerin toplumsal yapısı geleneksel özellikler göstermektedir. Aile yaşamında erkeğin egemenliği tartışılmaz bir veridir. Kırsal kesimdeki kadının, aile yaşamına, çocuklarına, hatta kendisine ilişkin kararlarda çok sınırlı söz hakkı vardır. Kadının gerek aile gerekse topluluk içindeki düşük statüsü, ekonomik yaşamdaki ikincil konumunun kaçınılmaz bir sonucudur ve bu olgunun derin tarihsel kökleri vardır. Kadınların çoğu köylerinin dışına nadiren çıktıklarından kendilerini geliştirme fırsatları da son derece sınırlıdır.

Kırsal kesimdeki kadınların sınırlı aile bütçelerine parasal katkıda bulunmaları, kadının geleneksel olarak bağımlı ve ikincil konumunda birtakım olumlu değişikliklere yol açabilir. Ekonomik bir etkinlik olarak kilim ve halı dokumacılığı bu değişime katkıda bulunabilecek önemli bir araç durumundadır.

Kadınların çoğu, ilkel yer tezgahlarında geleneksel yöntemleri kullanarak, genellikle evde kullanılmak üzere kilim dokumaktadır. Koyun yaygın biçimde beslenen bir hayvan olduğundan, kadınlar dokuma ipliklerini evlerinde hazırlayabilmektedirler. Zaman zaman köylere gelen tüccarlar dokunan halı ve kilimleri toplamakta ya da kimi durumlarda ivedi paraya gereksinimi olan erkekler bunları satmak üzere kendileri kente gitmektedirler.

Dokumacılık, ülkemizde büyük ölçüde dikkat çeken bir etkinliktir. Merkezi ve yerel düzeylerdeki birçok resmi kuruluş ile yönetim organları kadınlara dokumacılığı öğretmek üzere kurslar düzenlemektedir. Bu tür bir eğitim süreci yararlıdır. Ancak, asıl sorun, yerel mülki amir kursu tamamlayan kadınlara belgelerini verdiği zaman ortaya çıkmaktadır. Bu kadınların kursun ardından dokumacılık işini evlerinde şöyle ya da böyle sürdürüp para kazanacakları varsayılmaktadır. Ne var ki, eve bir dokuma tezgahı alınması bile başlı başına bir sorundur (bir tezgahın maliyeti, tipine göre değişmek üzere, 100 ile 200 dolar arasındadır). Yün alma, bunun kalitelisini bulma, renklerin solmayacağı boyalar kullanma ve piyasanın tercihi olan desenleri bilme, tek başına bir dokuyucu açısından aşılması genellikle pek mümkün olmayan sorunlardır. Dokunan halı ve kilimlerin pazarlanması ise başlı başına bir sorundur.

TKV dokumacılık programı,
1970’li yıllarda Diyarbakır’da bu saptamalar ışığında başlamıştır. Program, kadının toplumsal statüsünü iyileştirmeyi amaçlayan gelir getirici bir etkinlik olarak şekillendirilmiştir. TKV bu programı sonucunda gerçekten yoksul durumda olan hanelere ek gelir imkanları sağlamış; ek programları ve etkinlikleriyle genç kadınların gelişimine mütevazı katkılarda bulunmuştur. 2004 itibariyle TKV'nin dokumacılık programları Diyarbakır (Lice ve Hani’de halı üretimi) ve Kayseri'de (Pınarbaşı köylerinde kilim üretimi) uygulanmaktadır. Program çerçevesinde girdi temini, üretim kalitesinin denetimi ve pazarlama faaliyetleri TKV tarafından yönlendirilmiştir.

Hayvancılık
Ülkenin doğu bölgelerindeki hayvancılık sektörünün başlıca sorunları düşük verimli hayvan ırkı, yem temelinin yetersizliği ve yayım, veteriner ve pazarlama hizmetlerinden görece uzak olunmasıdır. Doğu Anadolu'nun pek çok yöresinde insanların sahip olduğu ve tarımsal etkinliklerde kullanabilecekleri kaynaklar sınırlıdır. Genel olarak, sınırlı yağışa bağımlı, geçimi sağlamaya ancak yeterli tarım faaliyeti egemendir. Ekilebilir arazinin sınırlı olduğu dağlık yüzeyler ve tarım mevsiminin kısalığı, bölgede yaşayan insanları temel gereksinimlerini karşılayabilmek için hayvancılığa daha fazla bağımlı kılmaktadır. Sahip olunan az sayıdaki küçük ve büyük baş hayvan ailenin sınırlı gelirinde önemli bir paya sahiptir. Egemen olan, az sayıda hayvan sahipliğidir, dört ya da daha fazla sayıda ineği olan aile nadiren görülmektedir. Küçük baş hayvancılık da yaygındır; ancak aile başına hayvan sayısı yine sınırlıdır.

Sığır nüfusu, çoğunlukla genetik potansiyeli düşük yerli ırk hayvanlardan oluşmaktadır. Buna karşılık küçük baş hayvanlarda genetik nitelikler diğerlerine göre daha iyi durumdadır. Hükümet politikaları sonucunda beslenen keçi sayısı azalmaktadır. Gerek büyük gerekse küçük baş hayvanların yem temeli de çok sınırlıdır. Hayvanlar ağırlıklı olarak zaten aşırı otlatma nedeniyle verimsizleşmiş ve genellikle orman sınırları içinde sayılan meralarda otlatılmaktadır. Fabrika yemi kullanımı ise yok denecek kadar azdır.

Büyük baş hayvanlardan elde edilen ürün, hayvanların genetik açıdan düşük potansiyele sahip olmaları ve verilen yemin yetersizliği nedeniyle azdır. Yerli ırk ineklerin süt verimi her laktasyon dönemi için 500 litrenin altındadır. Laktasyon dönemi ise, üç ile beş ay arasında değişmek üzere kısadır. Buna karşılık, iki gebelik arasındaki dönem uzundur. Düşükler, özellikle koyunlar arasında yaygın, doğumda ağırlık ise genel normlara göre düşüktür. Geçimlik ekonomi ve süt üretiminin azlığı nedeniyle inek sütü genellikle aile içi tüketimde kullanılmaktadır. Pazarda nakit karşılığı satılan süt son derece sınırlıdır. Geleneksel hayvancılıkta nakit gelir, yün, tosun ve koç satımından elde edilmektedir. Bu arada, yağışların az olduğu bir mevsimin ertesinde kışlık yem sıkıntısı çekildiği zamanlarda inek ve dişi koyun satıldığı da görülmektedir. Canlı hayvan satışından elde edilen gelir potansiyelin altındadır; çünkü, hayvanlar yetersiz beslenme nedeniyle normal kilonun altındadır. Hayvanların ve ortak meraların daha iyi kullanılması durumunda bugünküne göre daha az sayıda hayvandan bile daha fazla gelir elde edilebileceği bilinci gelişmemiştir.

TKV hayvancılık programı,
hane gelirini artıracak ve doğal çevreye daha az zarar verecek alternatif ve gelişkin hayvancılık uygulamalarını tanıtmaktadır. TKV'nin hayvancılığı geliştirme programı, hanelerin daha üstün nitelikte hayvan besleyerek gelirlerinin artırılmasını hedeflemektedir. Yayım ve kırsal kredi desteği sağlayan bir sistem içinde bu amaca yönelik somut müdahaleler ise şunlardır:

  • Yem temelini geliştirmek (hem doğal hem de fabrika yemi anlamında),
  • Melezleme yoluyla ırk ıslahı,·
  • Soy kütüğüne kayıt,·
  • Barınakların ıslahı,·
    Hayvanların sağlığının korunması (koruyucu aşıve sonuç alıcı tedavi),·
  • Süt toplama, işleme ve pazarlama işlerinin örgütlenmesi,·
  • Erkek hayvanların kırmızı et üretimi için daha iyi kullanılması.

Açıkta serbest sistem besicilik TKV’nin Türkiye’ye tanıttığı bir hayvancılık modelidir. TKV 90’lı yılların başında Ankara-Çubuk’da kurduğu merkezle bir pilot program başlatmıştır. Örnek oluşturma aşamasının tamamlanmasından sonra, ticari faaliyete geçilmiştir. Merkez besicilikle ilgilenen çok sayıda ziyaretçiyi ağırlamakta ve bilgilendirmektedir. Açıkta serbest sistem besicilik Türkiye’nin birçok yöresinde yaygınlaşmaktadır.

Sürdürülebilir gelişmeye yönelik çalışmaları gerçekleştirecek yerel örgütlenmelerin oluşturulması başlı başına bir amaçtır. Deneyimler göstermektedir ki, hayvancılığı geliştirme programları (i) çok sayıda haneyi etkileyebilmekte , (ii) küçük çiftçilere yarar sağlamakta, ve (iii) gelirleri önemli ölçüde artırmaktadır.

TKV hayvancılık programını, gelir getirici bir etkinlik olarak bu analiz çerçevesinde geliştirmiştir. Gelirlerin artması ve doğal çevreye daha az zarar verecek alternatif ve gelişkin hayvancılık uygulamalarının tanıtılması, halen yaygın olan ve ormanların yoğun biçimde tahribine, toprak, arazi ve su kaynaklarının hızla bozulmasına yol açan uygulamaları azaltacaktır. Hayvancılığı geliştirme çalışmaları, TKV'nin faal olduğu birçok yörede 20 yılı aşkın bir süre devam etmiştir.

Kümes Hayvancılığı
TKV programlarının birçok bölgede tanıttığı ve geliştirdiği modellerden biri, kümes hayvancılığı, süt inekçiliği, besicilik ve arıcılık gibi faaliyetlerde uygulanan "sözleşmeli üretim" modelidir. Modelde, üreticiler, girdilerini çoğu zaman ortağı ya da üyesi oldukları kuruluştan sağlamaktadır. İhtiyaç halinde, sözkonusu yerel örgütlenme, ürünlere "katma-değer" sağlayan işleme (örneğin, süt inekçiliği projesinde peynir üretimine yer verilmesi) ve pazarlama olanaklarını oluşturmaktadır. Model, çok sayıda küçük işletmenin gelirinin artmasında ve grup olarak "büyük" ölçeğe erişmelerinde etkili olmuş; başka türlü faaliyetlerini sürdüremeyecek çok sayıda küçük birime yaşama fırsatı tanımıştır.

TKV modelinin uygulanabilirliğinin önde gelen bir kanıtı, 2002 yılına kadar Türkiye'nin en büyük beyaz et üreticisi olan Köy-Tür Topluluğu'nun oluşumudur. Türkiye'nin piliç üretiminde ilk entegre sistemi olan Köy-Tür sisteminin ilk adımları 1970'lerin başında, TKV'nin Tarsus'un Namrun yaylasında yoksul beş çiftçi ailesiyle ve tümüyle gönüllü çalışmalarla başlatıldı. Bölgede başarılı biçimde gelişen ve "Tarsus Projesi" olarak söz edilen proje, 1981'de Hollanda'da, küçük üreticilere yönelik uluslararası 250 benzer uygulama arasında "en başarılı örnek" seçilerek, ödüllendirildi.

TKV’nin küçük üreticiye dayalı “Tarsus Tavukçuluk Projesi” on yıl içerisinde modelleşti. Modelin büyük çapta yaygınlaşması ise, T.C. Hükümeti ile Dünya Bankası arasında imzalanan anlaşmayla Dünya Bankası’nın 5. Hayvancılık Projesi (TU-1862) kapsamında Tavukçuluk Alt Projesi’ne 25 milyon dolar kredi desteği sağlaması sonucunda gerçekleşti. Tarım Bakanlığı ile TKV arasında 1982’de varılan anlaşmayla, TKV ülke çapında 12 bölgede tavukçuluk programı uyguladı. TKV aynı zamanda, Hazine ile imzaladığı bir ek anlaşma çerçevesinde, Dünya Bankası’ndan ek fon kullandı. 25 milyon dolar tutarındaki kredinin yaklaşık yarısı küçük üreticilere kümes yapımı için kredi olarak verilirken, kalan tutar yem fabrikaları, kesimhaneler ve diğer temel donanımın teminine ayrıldı. Program, krediyi zamanında ve tam olarak geri ödedi.

TKV “tavukçuluk modeli”, küçük üreticilerin rekabetçi piyasa ekonomisinde özel girişimciler olarak yer aldığı ülke ölçeğinde bir tarımsal sınai üretim sisteminin teknik ve mali bakımdan sürdürülebilir olduğunu göstermiş ve kanıtlamıştır.

Modelde üretim sistemi, tek tek bölgesel birimler bazında, çoğunluğu küçük çiftçi olan binlerce üreticiden oluşan bir ağ biçiminde örgütlenmiştir. Sistem bütünüyle entegre nitelikte olup, bakımdan pazarlamaya kadar tavuk üretiminin bütün yönlerini kapsamaktadır. Sistemde her çiftçinin kendi kümesi vardır ve bu kümeslerin çoğu TKV tarafından verilen kredi ile kurulmuştur. Her çiftçi kendi tavukçuluk şirketinden üretim girdilerini (yeni doğmuş civcivler, yem, tıbbi bakım) ve yayım hizmetlerini almaktadır. 8 haftalık döngü içinde her üretici yaklaşık 4.000 ila 6.000 piliç yetiştirmekte ve bu hayvanları tesislere teslim etmektedir. Tesis ise piliçleri kesip işlemekte, paketlemekte, soğutmakta ve nihai ürünü satmaktadır. Üretici bu sırada kümesini temizleyip yeni bir üretim döngüsü için yeni civcivler almaktadır.

Günümüzde ister doğrudan Köy-Tür ile ya da beyaz et endüstrisine “Tarsus Projesi” örneğini izleyerek daha sonra katılan entegre işletmelerden biriyle çalışsınlar, Türkiye’de üretilen her beş piliçten birini TKV’nin son yirmi yılda eğittiği ve kaynak sağladığı küçük üreticiler üretmektedir. Bu durum, bir bakıma, TKV modelinin tekrarlanma ve yaygınlaşmada ulaştığı son aşamadır.
Aynı zamanda, “Tarsus Projesi” ve onun model olarak yaygınlaşmasıyla, TKV, kelimenin gerçek anlamıyla, hijyenik ve ticari bakımdan modern piliç üretimini kavram ve uygulama olarak Türkiye’ye tanıtmış ve bunu küçük üreticilerle birlikte başarmıştır.

Sebze ve Meyve Üretimi

Aile tüketimi için
TKV faaliyetine konu olan birçok yörede ailelerin beslenmesi yetersizdir. Köylerin çoğu, sebze-meyve pazarlarına erişimin güç olduğu yerlerdedir. Bu ücra yerleşimlerdeki ailelerin çoğunluğu da, geçimlik gelir düzeyine sahip olup, yakında pazar olsa bile sebze ve meyve satın alabilecek durumda değildir. TKV bu çerçevede, projelerinde aile beslenmesine katkıda bulunmak ve alınan besinleri zenginleştirmek amacıyla açık alanlarda ev bahçelerinde aile düzeyinde sebze ve meyve üretimini desteklemiştir.

TKV'nin saha çalışanları kırsal yerleşimlerdeki kadınlara sebze konserveciliğini ve bahçelerde yetiştirilen meyvelerin kış için saklanmasını öğretmiştir. Bu arada konservecilik etkinliği temel beslenme bilgilerini hanedeki bütün kadınlara yayma açısından yararlı bir zemin yaratmıştır.

Yarı-ticari amaçlı üretim
TKV doğal koşulların (iklim, toprak, su) uygun ve pazarlara erişimin mümkün olduğu yerlerde seralarda ticari amaçlı sebze üretimini yaygınlaştırmaya da çalışmıştır. Saha çalışanları örnek uygulamalar çerçevesinde yöreye en uygun teknolojileri üreticilere önermiştir. Sonuç olarak, bu üretimin hane başına yatırım maliyeti fazla değildir; daha önce bu alanda pek az deneyimi olan küçük üreticiler gerekli becerileri kolayca edinebilmektedir ve ilk başlayanların ortaya koydukları örneklerin ardından yeni başvuranlar bu uygulamaları benimsemektedir.

Alabalıkçılık
TKV, ekilebilir arazisi çok sınırlı, ancak dağlardan inen dereler sayesinde bol suyu olan bir yerleşimde tatlı su alabalıkçılığını başlatmıştır. Bir kez daha bu örnekte de saha çalışanları örnek uygulamalar için yöreye en uygun teknolojileri üreticilere önermişlerdir. Ve gene bu örnekte de girişim için gerekli ilk yatırımın maliyeti görece düşük olmuş ve daha önce sınırlı deneyime sahip üreticiler bu iş için gerekli becerileri kolaylıkla edinmişlerdir.

Bağcılık
Bağcılık, derelerden bol su gerektiren alabalıkçılığa tam ters bir örnek oluşturmaktadır. Çünkü, marjinal alanlara dikilen bağ çubukları az yağışla da büyüyebilmekte, ayrıca ek sulama gerektirmemektedir. Dayanıklı asma türleri bu zorlu koşullarda yaşayabilmekte ve sabır gerektiren birkaç yılın ardından aile tüketimi, hatta zaman zaman pazarda satış için önemli miktarda üzüm verebilmektedir.


Doğal Kaynakların Korunması ve Geliştirilmesi

Bireylerde ve kırsal topluluklarda çevre duyarlılığının artırılması ve doğal çevrenin korunması TKV programlarının somut hedefleri arasında yer almaktadır. TKV, faaliyetlerini, kalkınmanın sosyal ve ekonomik boyutları ile birlikte ekolojik boyutu da dikkate alarak şekillendirmektedir.

TKV, doğal kaynakların rasyonel yönetiminin, bu kaynakların korunup geliştirilmesinin yanı sıra, yaşam kalitesinin iyileştirilmesine ve gelir getirici faaliyetlerin başarısına etkisini göz önünde tutmaktadır.

TKV, su, toprak, orman, mera başta olmak üzere doğal kaynakların korunması ve geliştirilmesine dönük faaliyetleri, çevre özelliklerine uygun olarak, hane, köy ve "mikro havza" özelliği gösteren köy grupları için bütünlüklü ve kalıcı bir yaklaşımla gerçekleştirmektedir.

Proje alanlarında çalışmalar, sahaya giriş ve dönem içi incelemeleri kapsamında gerçekleştirilen, doğal kaynaklarla ilgili ayrıntılı araştırmalardan sağlanan verilerle desteklenmektedir. Bu verilerin işaret ettiği sorunlar ve yapılabilecek çalışmalarla ilgili teknik uygulama önerileri köylülerle paylaşılmıştır. Geniş katılımlı eğitim ve duyarlılık geliştirme toplantılarında çevre, toprak, orman, su kaynaklarını koruma ve doğru kullanma konularında bilgi aktarılmış, köylülerin çözüme yönelik görüş ve önerileri alınmıştır. Hazırlanan teknik iyileştirme planlarına uygun olarak, örnek uygulama çalışmalarına köylerdeki gönüllü hanelerin aktif katılımı sağlanmıştır.

Bu bağlamda, köylülerin katılımı ve kamu kuruluşlarının işbirliğiyle, sel baskını ve toprak kaymasını önlemek üzere kuru duvar eşikleri yapımı, teraslama, bireysel ve toplu ağaçlandırma, erozyona maruz alanlarda çok yıllık bitki (yem bitkisi) ekimi yapılması, yan derelerin ıslahı, su kaynaklarının daha iyi kullanılması ve köy içinde, köyler arasında dengeli dağılımı, atık suların kirletici etkisinin önlenmesi, meraların ıslahı, planlı otlatmanın teşviki, arazi sürüm ve ekim tekniklerinin iyileştirilmesi, örnek fidanlık oluşturulması, enerji ormanı tesisi, yakacak odun tüketiminde tasarrufa dönük çalışmalar sürdürülmektedir.


Deneme/ Örnek Uygulama Çalışmaları

TKV Proje bölgelerinde sürdürülen faaliyetler arasında deneme ve örnek uygulama (demonstrasyon) çalışmaları özellikle önem taşımaktadır.

Deneme ve örnek uygulama niteliğindeki çalışmalar, esas olarak bölgenin potansiyellerini daha iyi değerlendirmek, verimliliği artırmak, üreticilerin riskli gördüğü yeni alanlarda örnek üretim yapmak, üretimi çeşitlendirmek, geliştirmek, mevcut faaliyetleri iyileştirmek amacıyla gerçekleştirilmektedir.

Bu amaçla gerçekleştirilen proje ve çalışmaların sonuçları ve edinilen deneyim, çalışma bölgelerindeki üreticiler ve ilgili kuruluşlarla, uygulama alanlarında yerinde inceleme yapılarak paylaşılmaktadır. Bu şekilde deneme sonuçlarının komşu hane ve köylerde yaygınlaşması hız kazanmakta, deneme sonuçlarını benimseyen ve yenilerini görmek isteyen üretici sayısında sürekli artış gözlenmektedir.

Bu çalışmalar, 2003'te de proje bölgelerinde yapılan mevcut durum araştırmaları sonuçlarının ve köylülerle yapılan değerlendirmelerin ışığında şekillenmiştir. Ölçek, içerik ve işbirlikleri gereği merkezden başlatılanlar da olmakla birlikte, bu çalışmalarda inisiyatif esas olarak sahadadır.

Deneme ve örnek uygulama çalışmalarının başlıcaları:

  • Yeni ürün ve/veya üretim tanıtımı,
  • Ürünü ve geliri çeşitlendirme (arıcılık, yerel el sanatları, ürün değerlendirme),
  • Mevcut üretimi iyileştirici yeni adımlar (koruyucu aşılama, barınak iyileştirme),
  • Verimliliği artırma (toprak, ot analizleri, tohum-ekim-sürüm iyileştirmeleri),
  • Üretimde kendine yeterlik (ılık yastık, erken fide yetiştirilmesi),
  • Teknik donanımı-teknolojiyi geliştirme,
  • Zamanı verimli kullanma (hayvan banyoluğu),
  • Kadınların iş yükünün hafifletilmesi (güneş enerjisinden yararlanma),
  • Doğal kaynakların korunması (ağaçlandırma, teraslama, enerji ormanı uygulamaları),
  • Örgütlü hareketi ve proje süreçlerine katılımı teşvik (proje kurulları).