Ana Sayfa
 
AVRUPA KIRSAL PARLAMENTOSU MANİFESTOSU YAYINLANDI.
 

 

  

 AVRUPA KIRSAL MANİFESTOSU

4-6 Kasım 2015 tarihlerinde Avusturya Scharding’de toplanan ve 40 Avrupa ülkesinden 240 delegenin katıldığı İkinci Avrupa Kırsal Parlamentosunda kabul edilmiştir.

1.Avrupa’nın kırsal alanlarında örgütlenmiş olan topluluklar ve organizasyonların temsilcileri olarak bizler, Avrupa’nın birçok ülkesinde 2015 Avrupa Kırsal Parlamentosu Kampanyası sürecinde gerçekleşen toplantılar sonucunda ve kırsalda yaşayan toplulukların ihtiyaçları, talepleri ve taahhütleri doğrultusunda ortaya çıkan mevcut Avrupa Kırsal Manifestosunu kabul ediyoruz.

 2.Kırsal Alanların Çeşitliliği:Farklı coğrafi yapı, iklim ve kıtadaki insan hareketliliğinin uzun tarihi ile gelişen alanların ve toplulukların çeşitliliğini tanıyor ve takdir ediyoruz. Toplulukların kültürleri ve doğal kaynaklarda ifade bulan bu çeşitliliği,  Avrupa’daki tüm toplulukların geleceği için büyük bir fırsat olarak görüyoruz.

3. Ortak Değerler:Avrupa’da insanları birleştiren demokrasi, eşitlik, hukukun üstünlüğü, insan haklarının tanınması, işbirliği ruhu gibi değerleri tanıyor ve kabul ediyoruz. Avrupa Kırsal Parlamentosu kampanyası sürecindeki çalışmalarda ortaya konan ve Akdeniz’den İskandinavya’ya, Atlantik’ten Karadeniz’e ve tüm Avrupa’ya etkisini sürdüren ortak temalardan derin bir biçimde etkilendiğimizi ifade ediyoruz.

4. Yaşam Kalitesi: Avrupa’nın kırsalında yaşayanlar, kırsal alan, köyler, çiftlikler  ve küçük kasabalar, sahiller ve  adalar, dağlar ve ormanların  yerel kültürleri, yaban hayatı, peyzajı, sağlıklı çevre ve kültürel mirası ile sunduğu yaşam kalitesine büyük değer vermektedirler. 

5. Kırsal koşullarla ilgili kaygılar:Ancak; birçok bölgenin, kırsal ekonominin darlığı, tatmin edici ve adil ücret temelli iş olanaklarının yokluğu, genç insanların göçüyle birlikte kırsalda nüfus kaybı ve bunun sonucu olarak demografik dengesizlikler, hizmetlerdeki düşüş, dezavantajlı insanların veya etnik azınlıkların yoksulluğu ve sosyal dışlanmışlığ ile çevresel bozulmadan etkilenmesinden oldukça kaygı duyuyoruz.  

6. Harekete Geçme Gerekliliği:Bu sorunların yalnızca kırsal toplulukların değil, tüm Avrupa nüfusunun faydası için dile getirilmesi gerektiğine inanıyoruz. Hepimiz kırsal alanda üretilen gıda, kereste, iplik, enerji, su ve minerallere bağlı bir hayat sürüyoruz. Çiftçiler, girişimler ve diğer kırsal aktörlerin hepsi Avrupa için ortak refah koşullarını oluşturmaktadır. Kırsal alanlar iklim değişikliğinin olumsuz etkilerinin giderilmesi, rekreasyon, halk sağlığı ve sosyal, ekonomik ve ruhsal refaha büyük katkılarda bulunmaktadır.  

 7.Haklar:Kırsal alanların ve toplulukların kentsel nüfus ile eşit yaşam standartlarına ve yaşam kalitesine ve politik süreçlere tam katılım haklarının  Avrupa’daki tüm topluluklar ve kurumlar tarafından tam tanınması gerekliliğini beyan ediyoruz.  Bütün düzeylerde hükümetlerden bu hakkı onaylamalarını talep ediyoruz.

Kırsal topluluklar ile ilgili tüm politika ve eylemlerde kadın ve erkekler eşit haklara ulaşabilmelidir.  

8. Vizyon: Kırsal Avrupa’nın geleceği için vizyonumuz; çeşitlenmiş kırsal ekonomiler    ve yüksek kaliteli çevre ve kültürel mirasın etkin yönetimi tarafından desteklenen canlı, kapsayıcı ve sürdürülebilir kırsal topluluklardır. Biz inanıyoruz ki,   bu vizyon üzerine şekillenen kırsal topluluklar  müreffeh, barışçıl, adil ve eşit bir Avrupa ve sürdürülebilir

küresel topluma büyük ve uzun vadeli katkılar sunacak.

 

9. Ortaklık: Peşinden koştuğumuz vizyon, her ülkedeinsanlar ve hükümetler arasında yenilenmiş ve eşit bir ortaklığı talep etmektedir. Biz, kırsalda yaşayan insanlar ve örgütler, ortak refahımız için liderlik yapma ve eylemde bulunma sorumluluğumuzun  bilincindeyiz. Fakat, adil bir biçimde, Avrupa kurumları da dahil, tüm düzeylerde hükümetlerden bu önemli ortaklığı etkin kılma yolunda çalışmalarını da talep ediyoruz.  

10. Kırsal alanların durumunun gözden geçirilmesi: Avrupa Birliği’ni AB içindeki kırsal alanların durumunu gözden geçirmeleri ve kırsal alanların mevcut katkıları ve gelecekte yapabileceklerini analiz etmeye davet ediyoruz. Bu analizin raporu 2017’de ‘Kırsal Toplumun Geleceği’ raporunun 30. Yılının nişanı olarak yayınlanmalıdır. Bu raporun sonuçları ilgili AB program ve fonlarında kırsal alanlara artan bir odaklanma olarak yansıtılmalıdır. Süregiden Avrupa Kırsal Parlamentosu süreçlerinin, kırsal toplulukların, 2020 sonrasına dair politikaların hazırlanmasında etkili olmalarını sağlamasını  arzu ediyoruz.

Biz Avrupa Konseyi’nden, bütün üye ülkelerde kırsal alanların ihtiyaç ve koşullarının gözden geçirilmesini başlatmayı gündeme almasını talep ediyoruz. 

11. Düşüş sarmalını geriye çevirme: Birçok bölge kırsal toplulukların canlılığında bir “aşağı doğru sarmal”dan etkilenmektedir. Başta genç nüfus olmak üzere nüfus kaybı, daha fazla nüfus kaybını tetikleyen yerel ekonomilerin zayıflaması ve kırsal hizmetlerin canlılığını azaltmaya yol açmaktadır. Biz, kırsal paydaşların, bütün ilgili kurumların ve hükümetlerin, “sarmalı tersine çevirmek” için kentsel normları dikte etmekten ziyade,  kırsal yaşam tarzını takdir etmek ve onunla gurur duymak, kırsal hizmetleri güçlendirmek, kırsal ekonomileri çeşitlendirmek ve gençlerin kırsal alanda kalmasını veya kırsal alanlara geri dönmesini sağlamaya yönelik uyumlu çabalar göstermesi çağrısı yapıyoruz.

12. Gençlik.  Birçok genç insan, kırsal alanlara taşınmaya veya buralarda kalmaya ve çiftçi, kırsal girişimci veya vatandaş olarak kırsal ekonomilerin ve kırsal toplulukların gelecekteki refahı konusunda sorumluluk almaya hazırdır. Genç insanların çekici iş, iyi hedefli eğitim sistemleri ve mesleki eğitim, yerel ihtiyaçlar doğrultusunda staj, toprak,  konut ve  krediye  erişim, gençlere uygun sosyal ve kültürel aktiviteler ve genç çiftçi ve girişimcilere has destek programlarına ihtiyaçları vardır. Hükümetlere ve sivil topluma bu ihtiyaçları karşılamaları ve gençlerin politik süreçlere aktif katılımını sağlamaları yönünde çağrıda bulunuyoruz.

Kırsaldaki gençlik için ulusal ve Avrupa düzeyinde kendi kırsal gençlik parlamentolarını oluşturma çağrısını  destekliyoruz.

 13. Mülteciler.  Çatışma ve afet bölgelerinden kaçan insanların Avrupa’ya ulaşması ve buralara sığınarak yeni hayatlar kurmaya çalışması ağlarımızdaki düşünce ve eylemleri harekete geçirmektedir. Hükümetler ve diğer birimler krizin altında yatan sebepleri acilen çözmek için girişimlerde bulunurken bizler, insanlar arasında dayanışmaya dayalı insani bir çözüm arama çağrısı yapıyoruz. İnanıyoruz ki özellikle nüfusu azalanlar olmak üzere birçok kırsal alan için bu durum, sığınmacıları ve diğer yeni ulaşan toplulukları topluma entegre etme fırsatı sunmaktadır.  Entegrasyon süreci gerekli  iş yaratma, konut, hizmetler ve altyapıya yatırımı içermelidir.  Başarılı entegrasyon çabaları takdir edilmelidir. 

14. Yoksulluk ve dışlanma. Avrupa’da yoksulluk ve sosyal dışlanma ile verilen mücadeledeki ilerleme sürecini tanıyoruz. Ancak milyonlarca insan hala farklı şekillerde yoksulluk ve sosyal dışlanmadan mağdur olmaya devam etmektedir. Sosyal ve bölgesel uyum Avrupa vizyonumuzun ayrılmaz bir parçasıdır. Topluma tam katılım ve içermeyi geliştirmeye yönelik sürdürülebilir çabalar çağrısı yapıyoruz.  Birçok Avrupa ülkesinde en yoksul ve en çok dışlanan gruplardan olan Roman topluluklarının ihtiyaçları özel önem taşımaktadır. Bu topluluklar, istihdam ve çocukların eğitiminde eşit haklara sahip topluluklar olarak kabul edilmelidirler. Tüm insanların topluma sunabilecekleri yetenek ve becerileri vardır. 

15. LEADER and CLLD.  Kırsal kalkınmada aşağıdan-yukarı ve alan bazlı ruha dayalı,  bölgesel, entegre ve ortaklık temelli yaklaşımı kuvvetli olarak savunuyoruz.    LEADER prensibinin yaygın uygulamasını ve topluluk tarafından yürütülen yerel gelişme (CLLD) uzantısını AB içinde ve ötesinde görmeyi arzu ediyoruz. Birçok ülkede gerçek bir bütünleşmiş bölgesel ve kırsal kalkınma sürecinin yokluğu nedeniyle kaygılıyız. AB içindeki kurumları ve hükümetleri yerel eylem gruplarına güvenlerini göstermeye, fon miktarlarını artırmaya, kural ve prosedürlerini kırsal toplulukların ihtiyaçlarına uydurmaya ve yerel kalkınmaya tamamıyla bütünleşmiş bir yaklaşım sergilemeye davet ediyoruz.  Batı Balkan ve Karadeniz ülkelerinde tüm sektörleri, LEADER ve CLDD için sektörler arası işbirliği zeminini hazırlamaya çağırıyoruz. 

16. Kırsal Hizmetler ve altyapı. Dükkânlar, posta teşkilatı, okullar, temel sağlık hizmetleri ve toplu taşımanın yanı sıra sosyal altyapı gibi temel kırsal hizmetler, kırsal alanlarda yaşam kalitesini belirleyen temel unsurlardır. Uygun fiziksel altyapı –su temini, kanalizasyon sistemi, elektrik, enerji temini, ulaşım sistemleri- yaşamsal öneme sahiptir. Ancak birçok kırsal alanda kırsal hizmetler, kısır döngüye katkı yapan bir biçimde zayıf veya yok olmakta ve altyapı yetersizdir.   Hükümetleri ve hizmet sunanları kırsalda yaşayan halkın uygun kırsal altyapı ve temel hizmetlere erişim hakkını tanımaya ve kırsaldaki toplulukların ihtiyaçlarımıza uygun altyapı ve temel hizmetleri güvenceye alma yolunda  karar alma ve eylemde bulunmalarını sağlamaya çağırıyoruz.   

17. Genişband ve mobil iletişim.  Yüksek kapasiteli iletişim teknolojilerine erişim tüm Avrupalıların sosyal, kültürel ve ekonomik hayatı ve temel hizmetlerin temini için elzem hale gelmektedir.Uzaklıkları ve dağınık nüfusları nedeniyle kırsal alanların etkin iletişim için özel ihtiyaçları vardır.  Ancak birçok kırsal alan, özellikle de orta ve doğu Avrupa ve çevre AB bölgeleri, iletişim olanaklarının kısıtlılığı nedeniyle dezavantajlı durumdadır. Hükümetleri, çok uluslu fon verenleri ve telekomünikasyon hizmeti sağlayıcıları acilen tüm kırsal topluluklar için yüksek hızlı genişbant ve mobil hizmetler sunmaya ve kırsal toplulukların bu hizmeti almak üzere harekete geçmesini sağlamaya çağırıyoruz. 

18. Yerel ve alt-bölgesel ekonomiler. Avrupa’nın kırsal alanları, toplulukların yaşam damarlarını oluşturan ve Avrupa’daki ulusların ekonomilerine büyük katkılarda bulunan mikro, küçük ve orta ölçekli birçok girişimce zengin binlerce yerel ve alt-bölgesel ekonomileri içermektedir. Bütün kırsal Avrupa düzeyinde bu yerel ve alt-bölgesel ekonomilerin canlılığını ve geçerliliğini artırmanın yüksek önemini savunuyoruz. Bunu yapmanın yolları mekândan mekâna değişir, ama birçok farklı sektördeki (tarım, ormancılık, balıkçılık, enerji, imalat, tedarik zinciri, turizm ve hizmet endüstrileri ile bilgi teknolojilerine dayalı işletmeler) girişimleri kapsar. Sosyal girişimlerin kapsamları geniştir. Özellikle mevcut veya potansiyel iş olanaklarına uygun biçimde şekillendirilmiş çok yönlü danışmanlık, işletme desteği ve kredi hizmetleri ile mesleki eğitimin temini büyük önem taşımaktadır. 

19. Küçük ve aile çiftçiliği. Ticari çiftliklerin Avrupa ekonomisine yaptıkları büyük katkıyı kabul ediyoruz. Ancak, AB içindeki ve güneydoğu Avrupa ile Karadeniz bölgesindeki özellikle ıssız alanlar, dağlar ve adalarda kurulu olan çiftliklerdeki iş gücünün kaybı ve milyonlarca küçük çiftlik ve aile çiftliklerinin refahı konusunda kaygılıyız. Bu çiftlikler milyonlarca ailenin geçimini sağlamakta, yerel pazarlara gıda temin etmekte, binlerce topluluğun temel nüfusunu oluşturmakta ve toprakların, kıtaların, ekosistemlerin ve kültürel mirasın bağlı olduğu geleneksel yaşam tarzlarını sürdürmektedir. Kooperatifler ve sosyal çiftlik girişimleri kurarak ve ürünlerine değer katarak, tarla gelirlerini ve yerel ekonomilerini çeşitlendirerek tedricen daha geniş çiftlik alanları oluşturulabilir ve canlılıkları sürdürülebilir. Hükümetleri, bağışçıları, sivil toplum örgütlerini ve kırsal toplulukları, aile çiftçiliğini geçerli bir Avrupa modeli olarak desteklemeye davet ediyoruz.  

20. Küçük kasabalar.  Avrupa’da sayıları binleri bulan küçük kasabaların sosyal, ekonomik ve kültürel merkezler olarak kırsal topluluklar için büyük önemi vardır. Bunlar önemli ticaret, kamusal ve sosyal hizmetler, orta öğretim ve sağlık merkezleridir; turizm için büyük olanaklar sağlarlar ve toplu olarak bölgesel ve ulusal ekonomilere büyük katkılar sağlarlar. Ancak, ulusal ve Avrupa politika ve programlarında temel hedef olarak tanınmamakta ve ne kentli ne de kırsal olarak görülmemektedirler. Bizler, küçük kent ve kasabalara odaklanan ve bunların kırsal bölgelerin sosyal ve ekonomik yapılarına sağladıkları katkıları ve devamlılığını tanıyan ana akım bir Avrupa Birliği politikasını savunuyoruz ve ulusal politikalarda küçük kent ve kasabaların ihtiyaçlarına daha büyük önem verilmesi gerektiğini düşünüyoruz.

Sosyal, kültürel ve ekonomik ilişkilerin tam nimetini elde etmek için kırsal ve kentsel alanlardaki otoriteler, örgütler ve topluluklar arasında artan işbirliği çağrısı yapıyoruz.   Bu türden işbirlikleri kırsal ve kentsel alanlardaki iyi uygulamalar ve fikirlerin güçlü değişimini getirebilecektir.

21. İklim değişikliği ve doğal kaynaklar. Birleşimiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı yolunda, iklim değişikliği ile mücadele ve doğal kaynakların sürdürülebilirliği konusunda Avrupa’nın kırsal alanlarının oynayabileceği büyük role dikkat çekiyoruz ve kırsal alanları, iklim değişikliğine uyum konusunda desteklemenin gerekliliğini vurguluyoruz.  Avrupa’da arazilerin %40’ından fazlası karbonu yakalayan, ayrıştıran ve böylelikle yenilenebilir hammadde ve enerji kaynaklarına katkıda bulunan ormanlık alanlardadır. Kırsal alanlar,   rüzgâr, su, med-cezir, güneş,   jeotermal ve keresteyakıtı gibi  kaynaklardan elde edilen artan yenilenebilir enerji talebini karşılamak açısından oldukça elverişli yerlerde konumlanmışlardır. Bu kaynaklardan elde edilen enerji  el değmemiş doğa ve toprak ve su çevresine saygılı ve kırsal topluluklara doğrudan fayda ve istihdam sağlamaktadır.  Tarımsal ormancılık,  tarımsal ekoloji ve bio-ekonomi yaklaşımlarının kullanımının artışına yönelik bir çağrıda bulunuyoruz. Ayrıca, finansal desteklerin dağılımının değerlendirilmesinde,  iklim değişikliğinin yarattığı koşulların dezavantajlı bölgelerin tanımlanmasında dikkate alınması gerektiğini vurguluyoruz.   

22. Batı Balkanlar ve Güney Doğu Avrupa.  Batı Balkanlardaki ve güneydoğu Avrupa’daki kırsal topluluklar ve ekonomiler bölgedeki politik istikrarsızlıktan derin bir biçime etkilenmektedirler. AB’ye katılım sürecindeki aksamalar politik reform sürecini yavaşlatmaktadır.  Kırsal kalkınma hükümetler tarafından düşük öncelikli bir mesele olarak görülmektedir. AB’nin bu bölgedeki katılım sürecini yeniden canlandırması ve kırsal kalkınma süreçlerini daha etkin desteklemesi konusunda ısrar ediyoruz. 

23. Kırsal kalkınmada liderlik. Tüm seviyelerde ve seviyeler arasında liderliğin önemli rolünü kabul ediyoruz. İhtiyaçları tanımlamak ve çözümler üretmek konusundaki temel sorumluluğun bizler yani kırsal aktörlerde olduğunu kabul ediyoruz. Ancak, kırsal kalkınmada liderlik, yerel, bölgesel, ulusal ve Avrupa ölçeğinde kolektif hareketi içermektedir ve iletişim, adanmışlık, işbirliği ve güven ile karakterize edilir. Sivil toplum, hükümetler ve özel sektörü, kapasite gelişimi, kaynaklar ve destek konusunda işbirliği içinde çalışmaya ve yenilikçi, sürdürülebilir ve sorumlu liderliği teşvik eden bir ortam yaratmaya  davet ediyoruz.  

24. Sivil Toplum Ağları. Mevcut Avrupa Kırsal Parlamentosu kampanyasını yürüten Avrupalı ve ulusal ağların kökleri yerel hareket ve katılımcı demokraside yatmaktadır. Bu ağlar, kırsal aktörler arasında işbirliğini güçlendiren ve elzem hizmetler sunan, köy seviyesinde binlerce hareket grubunu, yerel derneği, kooperatifi ve diğer yapılanmaları içerir. Hükümetleri ve Avrupa kurumlarını STK’ların bağımsızlıklarına ve ağlarına saygı duyma ve eylemlerini desteklemeye davet ediyoruz. 

25. Sivil toplum ve hükümetler arasında ortaklık. İnanıyoruz ki etkin kırsal kalkınma insanlar ve hükümetler arasında, yan yana, eşit seviyede, açık fikirli ve yenilikçi bir ortaklık gerektirir. Yerel paydaşları hükümetlerle pozitif çalışmalar yapmaya, ve hükümetleri, uluslararası kurumları ve ajansları, kırsal paydaşları politikaların şekillendirilmesi ve uygulanmasına katılımlarını sağlama ve her düzeyde hükümetler ve kırsal paydaşlar arasında verimli ortaklıklar temelini oluşturmaya davet ediyoruz.   

26. Destekleyici bir iklim. Hükümetleri, kırsal toplulukların kendi kaderlerini belirleme haklarını tanıyarak, kırsal topluluklarla açık fikirli ortaklık ve güvene dayalı eylemlerde bulunmaya; ve destekleyici bir hukuk, düzenleme, idari ve finansman iklimi sağlamaya davet ediyoruz.   Bu destekleyici ortam demokrasiye ve hukukun üstünlüğüne tamamıyla adanmışlığı; kırsal alanlarla ilgili hükümet eylemlerinin bütün alanlarında politikanın farklı yönleri ve coğrafi düzeyleri arasındaki uyumu; tüm ilgili politikaların kırsal doğrulanmasını; bireysel, mikro, küçük ve orta boy işletmeler, kooperatifler ve diğerleri tarafından yapılan girişimleri teşvik eden düzenleyici, mali ve finansal sistemlerin basitleştirilmiş tasarım ve duyarlı ve esnek  kullanımını; ve   uluslararası hukuk ve anlaşmaları kabul ederek kırsaldaki toplulukların haklarına saygı göstermeyi içermelidir.  

27. Eğitim. Değişen bir dünyada her yerde insanlar sürekli uyum becerilerini geliştirmek ve sosyal ve ekonomik eylemlerinde yenilikler ortaya koymak ihtiyacındadırlar. Bu nedenle, -erken çocukluk döneminde başlayan- eğitim ve  yaşam boyu öğrenmenin, kırsal toplulukları gerekli işbirliği ve ağ kurma faaliyetleri ile geliştirmede ve kalkınma süreçlerine katkıda bulunmalarını sağlamada önemli bir yeri vardır. Ayrıca genç insanların kırsal bölgede zengin ve canlı bir yaşam olanağını fark etmelerinde, ihtiyaç duyulan becerileri kazanmalarında ve korumalarında ve vatandaşlar olarak katılımcı olmalarında özel bir önemi vardır. Eğitim otoritelerini, kırsal hayatın gerçeklerine uygun biçimde şekillendirilmiş uzaktan eğitimi içerecek şekilde bir yapılanmaya gitmeye ve kırsal toplulukların eğitim hizmetlerine etkin erişimini sağlamaya davet ediyoruz. 

28. Uluslararası değişim. İnanıyoruz ki Avrupa genelinde sürdürülebilir kırsal kalkınmayı sağlamanın önemli bir unsuru ve hızlandırıcısı, tüm Avrupa ülkelerinde kırsal paydaşlar ve hükümetler arasında iyi uygulamaların paylaşımıdır. Böyle paylaşımlara Doğu ve Batı eşit şekilde katılabileceği gibi bunlardan faydalanabilirler de.  Değişim programlarında bir pan-European yaklaşımı çağrısı yapıyoruz. Bu hükümetler, STK’lar, çok uluslu bağışçılar ve AB içi ve dışındaki birçok farklı aktör arası işbirliklerini çermektedir.     Bu sürece Avrupa Kırsal Kalkınma Ağı ve tüm AB üye ülkelerindeki AB destekli Ulusal Kırsal Ağlar aracılığıyla önemli bir katkı sağlanmalıdır.  

29. Savunuculuk ve eylem.  İkinci Avrupa Kırsal Parlamentosunu başlatan Avrupa NGO ağlarını, bu manifesto temelinde, ulusal üyeleri ve tüm istekli ortaklarla yakın çalışma içinde, bir savunu ve eylem programına liderlik etmeye davet ediyoruz.   

30. Taahhüdümüz. Bu manifestoda ana hatlarıyla belirlenen vizyon ve eylemlere  bağlılığımızı taahhüt ediyoruz. İnanıyoruz ki kırsal topluluklar, hükümetler ve çok uluslu kurumlar,  birlikte çalışarak, Avrupa’nın kırsal bölgelerinde bir rönesans gerçekleştirebilir. Bu inançla deklare ediyoruz ki  Bütün Avrupa Yaşayacak

 

Açıklayıcı Not:

Avrupa Kırsal Parlamentosu 2015 kampanyası 3 pan-Avrupa Sivil Toplum Kuruluşu tarafından başlatılmıştır - European Rural Community Alliance, PREPARE Partnership for Rural Europe, and European LEADER Association for Rural Development.  Bu 36 Avrupa ülkesinde kırsal toplulukların görüşlerini toplamaya yönelik ulusal kampanyaları, bu ülkelerin çoğundaki ulusal konferans ve Kırsal Parlamentoları ve 40 ülkeden kırsal paydaşlar artı uluslararası kuruluşlar ve hükümetlerden temsilcilerin katılımıyla toplanan 3 günlük Avrupa Kırsal Parlamentosunun bir çıktısıdır. Manifesto, üç başlatıcı örgüt ve onların ulusal ortakları tarafından sürdürülecek kampanya için bir temel oluşturmaktadır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

European Rural Manifesto

Adopted at the Conclusion of the Second European Rural Parliament

held 4 to 6 November 2015 at Schärding, Austria

and attended by 240 delegates from 40 European countries

1. We, representatives of many people and organisations rooted in rural Europe, have adopted this European Rural Manifesto as a statement of the aspirations, commitments and demands of rural people, drawing upon meetings in many countries during the European Rural Parliament campaign 2015.

2. Diversity of rural areas.  We deeply appreciate the wide diversity of areas and peoples in Europe, arising from the varied geomorphology, climate and biodiversity of land and sea and from the long history of human activity across the continent.  We see this variety, as expressed in human culture and natural resources, as an enormous opportunity for the future well-being of all peoples in Europe.

3. Common values.  We acclaim the common values which bind the people of Europe – democracy, equality, the rule of law, recognition of human rights, the spirit of cooperation.  We are impressed by the common themes emerging from the European Rural Parliament campaign across the face of Europe, from the Atlantic to the Black Sea and from Scandinavia to the Mediterranean. 

4. Quality of life.  Those who live in rural Europe value highly the quality of life which is offered by the countryside, the farms, villages and small towns, the coastal margins and islands, mountains and forests with their local cultures, wildlife, landscapes, healthy environment and cultural heritage.

5. Concern about rural conditions.  However, we are very concerned that many regions are affected by narrowness of rural economies, the lack of opportunities for satisfying and fairly-paid work, the loss of population as young people move away, the consequent demographic imbalance, the decline in services, poverty and social exclusion among disadvantaged people or ethnic minorities and environmentaldegradation.

6. The need for action.  We believe passionately that these challenges must be addressed, for the benefit not only of the rural communities but also of the whole population of Europe.  We all depend on food, timber, fibre, energy, water and minerals produced in rural areas.  Farmers, enterprises and other rural actors create a common wealth for Europe.  Rural areas contribute greatly to amelioration of climate change, recreation, public health and social, economic and spiritual well-being.

7. Rights.  We assert the right of rural areas and communities to full recognition by all the people and institutions of Europe, to a quality of life and standard of living equal to that of urban populations, and to full participation in political processes.  We ask governments at all levels to endorse that right.

In all aspects of policy and action related to rural communities, women and men should be afforded equal rights.

8. Vision.  Our vision for the future of rural Europe is of vibrant, inclusive and sustainable rural communities, supported by diversified rural economies and by effective stewardship of high-quality environment and cultural heritage.  We believe that rural communities, modelled on that vision, can be major long-term contributors to a prosperous, peaceful, just and equitable Europe, and to a sustainable global society.  

9. Partnership.  The pursuit of our vision demands in every country a refreshed and equitable partnership between people and governments.  We, the rural people and organisations, know that we have a responsibility to give leadership and to act towards our own collective well-being. But we also fairly demand that governments at all levels, including the European institutions, work to make this crucial partnership effective.

10.Review of the state of rural areas.  We urge the European Union to mount a major review of the condition of rural areas within the European Union, and of the contribution which rural areas now make, and can further make, to the well-being of the Union.  The report on this review should be published in 2017, to mark the 30th anniversary of the report ‘The Future of Rural Society’.  Its conclusions should be reflected in enhanced focus upon rural areas within all relevant EU programmes and funds.  We wish to use the continuing European Rural Parliament process to enable rural communities to influence the preparation of policies for the period beyond 2020.

We ask the Council of Europe to consider launching a review of the condition and needs of rural areas in all their member countries.

11.Reversing the spiral of decline.  Many regions are affected by a ‘downward spiral’ in the vitality of rural communities. Loss of population (particularly of young people) leads to reduced viability of rural services and weakened local economies, which prompts more loss of population.  We call for concerted efforts by rural stakeholders, all relevant agencies and governments to ‘reverse the spiral’ by promoting appreciation of and pride in rural ways of life rather than imposing urban norms, strengthening rural services, diversifying rural economies, and enabling young people to remain in or return to the rural areas. 

12. Youth.  Many young people are ready to remain in, or move into, rural areas and to take responsibility as farmers, rural entrepreneurs or citizens for the future well-being of rural economies and communities.  Young people need attractive employment, well-targeted systems of education and vocational training, apprenticeships based on local needs, access to land, housing and credit, social and cultural activities suited to young people, and specific support to young farmers and entrepreneurs. We call on governments and civil society to meet these needs and to enable young people to participate actively in political processes.

We support the call that has been made for rural youth to have their own Rural Youth Parliaments both at national and European level.

13.Refugees.  The arrival of desperate people from areas of conflict and disaster, seeking refuge and new lives in Europe, is provoking thought and action within our networks.  While urging governments and other agencies to work urgently to solve the underlying causes of this crisis, We call for a warm-hearted response, based on solidarity between peoples.  We believe that for many rural areas, and particularly those with declining populations, this offers an opportunity to integrate refugees and other newcomers.  The process of integration must include the necessary job creation, investment in housing, services and infrastructure.  Successful integration efforts should be celebrated. 

14. Poverty and exclusion.  We recognise the progress that has been made in fighting poverty and social exclusion in Europe. But millions of people are still afflicted by poverty and social exclusion of different kinds.  Social and territorial cohesion are integral to our vision of Europe. We call for sustained effort to promote inclusion and full participation in society. Of particular concern are the needs of Roma communities in many European countries, who are among the poorest and most excluded of all Europe’s rural people.  They should be recognised as people with equal rights to suitable jobs and education for their children.  All people have talents and skills to offer.  

15.LEADER and CLLD.  We strongly advocate a territorial, integrated and partnership-based approach to rural development, pursued in a bottom-up and place-based spirit.  We wish to see the widespread application of the LEADER principle, and its extension into Community Led Local Development, both within and beyond the EU.  We are highly concerned by the current lack, in many countries, of a truly integrated process of regional and rural development.  We urge institutions and governments within the EU to demonstrate trust in Local Action Groups, to expand their funding, to adapt their rules and procedures to the needs of rural communities, and to ensure a truly integrated approach to local development and to the use of multiple funds. We urge all sectors in the Western Balkan and Black Sea countries to lay the groundwork of partnership between sectors for the use of LEADER and CLLD.

16. Rural Services and infrastructure.  Basic rural services, such as shops, postal services, schools, primary health care and public transport as well as social infrastructure, are vital underpinning to the quality of life in rural areas.  Adequate physical infrastructure – water supplies, sewerage systems, and electricity, energy supplies, transport systems – is also vital.  But in many rural regions, rural services are already weak or being lost and infrastructure is inadequate, which can contribute to a vicious cycle of decline.  We call upon governments and service providers to recognise the right of rural people to adequate infrastructure and reasonable access to all basic services, and to enable rural communities to make decisions and take actions to secure services and infrastructure appropriate for our needs. 

17. Broadband and mobile communication.  Access to high-capacity telecommunications is becoming crucial to the social, cultural and economic life of all Europeans and to the provision of vital services. Because of their distance and sparse population, rural areas have particular needs for effective telecommunications. However, many rural areas, particularly in central and Eastern Europe and peripheral EU regions, are at present gravely disadvantaged by weakness in telecommunication systems.  We call on governments, multi-national funders and telecommunication providers to work urgently towards access to high-speed broadband and mobile services for all rural populations, and where necessary to enable rural communities themselves to take action to ensure this service. 

18. Local and sub-regional economiesThe rural regions of Europe embrace thousands of local and sub-regional economies, rich in micro, small and medium-sized enterprises, which form the lifeblood of communities and contribute greatly to the broader economies of European nations.  We assert the high importance of enhancing the vitality and viability of these local and sub-regional economies throughout rural Europe.  The means of doing so will vary from place to place, but can embrace initiative in many different sectors – agriculture, forestry, fishing, energy production, manufacturing including added-value enterprises, supply chains, tourism and service industries, plus businesses based on information technology. There is high scope for social enterprises. Of high importance is the provision of versatile advisory, business support and credit services, plus vocational education and training, accurately geared to the existing and potential job opportunities.

19. Small and family farms.  We recognise the major contribution that commercial farms make to the European economy.  However, we are gravely concerned with the loss of the farm labour force, and for the well-being of the many millions of small and family farms, within the EU and in South East Europe and the Black Sea Region, especially in remote areas, mountains and islands. These farms give livelihood to millions of families, provide food to local markets, form the staple population of thousands of communities, and sustain traditional ways of life on which the health of the land, landscapes, ecosystems and cultural heritage depend.  They may retain viability by forming cooperatives and social farming enterprises, adding value collectively to their products, diversifying their farm incomes and local economies and

gradually forming larger land units.  We urge governments, donors, civil society organisations and rural communities to recognise and support family farming as a viable European model.

20.Small towns.  Small towns, which number thousands in Europe, have crucial importance as social, economic and cultural centres for rural communities.  They are the centres of commerce, public and social services, secondary schools and healthcare; offer major opportunities for tourism; and collectively make a major contribution to regional and national economies. However, they are not recognised as a major target of national or European policies and programmes, often being perceived as neither rural nor urban.  We advocate a mainstream European Union policy focused on small towns, recognising all the important contributions they make in the social and economic structures of rural regions and their vitality; and for greater focus on the needs of small towns in national policies.

We call for increased cooperation between communities, organisations and authorities in rural and urban areas in order to gain the full benefit of social, cultural and economic links which such cooperation can bring; and for vigorous exchange of ideas and good practise between those involved in rural and urban areas.

21. Climate change and natural resources.  In the run-up to the United Nations Conference on Climate Change, we assert the major role which the rural areas of Europe can play in combatting climate change and sustaining environmental resources; and also recognise the need to assist rural areas to adapt to climate change. Over 40 percent of the land surface of Europe is in forests, which can capture and sequestrate carbon and which contribute massively to renewable resources of raw material and energy.  Rural areas are well placed to meet the growing demand for renewable energy from wind, hydro, tide, solar, geothermal and woodfuel sources, in ways which respect untouched nature and the environment of land and water, and which bring direct benefit and employment to rural communities.  We call for increased use of agro-forestry, agro-ecology and bio economy approaches.  We also urge that the conditions created by climate change should be taken into account in the definition of disadvantaged regions when assessing the allocation of financial support. 

22. Western Balkans and South East Europe.  Rural communities and economies in the Western Balkans and South East Europe countries are deeply affected by the political instability in the region.  The process of accession to the EU is on hold.  This slows up the process of political reform.  Rural development is seen by governments as a low priority. We urge the EU to revitalise the accession process in this region, including much more effective support to rural development processes. 

23.Leadership in rural development.   We acknowledge the important role of leadership at all levels and between levels. We recognize that a prime responsibility for identifying needs and delivering solutions rests with us, the rural actors. However, leadership in rural development involves collective action from local, regional, national and European levels and is characterized by commitment, communication, cooperation and building trust. We call upon civil society, governments and the private sector to work in partnership to offer capacity building, resources and support to foster an environment which encourages innovative, sustainable and accountable leadership, inspiring and engaging future leaders. 

24.Civil Society Networks.  The European and national networks which have led this European Rural Parliament campaign are rooted in local action and participative democracy.  Their membership includes thousands of village-level action groups, local associations, cooperatives and other structures which run essential services and promote cooperation among rural actors.  We call upon governments and the European institutions to respect the independence of NGOs and their networks and to support their activities.

25.Partnership between civil society and governments.  We believe that effective rural development demands an open-minded and innovative partnership between people and governments, side by side as equals.  We call upon rural stakeholders to work positively with governments; and upon governments, international institutions and appropriate agencies to establish meaningful systems of consultation and collaborative decision making, in order to enable rural stakeholders to participate in shaping and implementing policies and to lay a strong foundation for fruitful partnership between rural stakeholders and governments at all levels. 

26.A supportive climate.  We call on governments to act in a spirit of trustful and open-minded partnership with rural communities, recognising their right to self- determination; and to provide a supportive climate of law, regulation, administration and finance.  This supportive climate should include a full commitment to democracy and the rule of law; coherence between different aspects and geographical levels of policy across the whole field of government action related to rural areas; rural proofing of all relevant policies and programmes; simplified design, and sensitive and flexible use, of regulatory, fiscal and financial systems to encourage initiative by individuals, micro, small and medium-sized enterprises, social enterprises, cooperatives and others; and respect for the rights of rural communities in forging international laws and treaties

27. Education.  In a changing world, people everywhere need constantly to enhance their ability to adapt and innovate in social and economic activity.  For this reason, education and lifelong learning – starting in early childhood - havexc a crucial place in enabling rural communities to thrive, with the necessary cooperation and networking, and to participate fully in developmental processes. They have particular importance in enabling young people to understand the opportunities for a rich and viable life in the countryside, to attain and constantly renew the skills which are needed, and to participate as citizens.  We urge educational authorities to ensure effective access for rural communities to education services, including distance learning and vocational training suited to the realities of rural life. 

28.International exchanges.  We believe that the work to achieve sustainable rural development throughout the wider Europe can be greatly assisted and accelerated by exchange of good practices among rural stakeholders and governments in all European countries and further afield.  East and West can equally contribute to, and gain from, such exchanges.  We call for a truly pan-European approach to exchange programmes, through cooperation between governments, NGOs, multi-national donors and others within and beyond the EU.  A leading contribution to this process should be made by the European Network for Rural Development and the EU-funded National Rural Networks in all EU member states.

29.Advocacy and action.  We ask the European NGO networks which co-initiated the Second European Rural Parliament to lead a programme of advocacy and action based on this Manifesto, working closely with their national members and all willing partners. 

30.Our pledge.  We pledge our own continued commitment to the pursuit of the vision and the actions outlined in this Manifesto.  We believe that the rural communities, the governments and the multi-national institutions, working together, can achieve a renaissance of the rural regions of Europe.   With that conviction, we declare thatALL Europe Shall Live!

 

Explanatory note

The European Rural Parliament campaign 2015 was co-initiated by three pan-European Non-government Organisations – European Rural Community Alliance, PREPARE Partnership for Rural Europe, and European LEADER Association for Rural Development.  It embraced national campaigns to gather ideas from rural communities in 36 European countries; national conferences or Rural Parliaments in many of these countries; and a three-day European Rural Parliament, attended by rural stakeholders from 40 countries, plus representatives of governments and international institutions.  The Manifesto will form the basis for continued campaigning by the three co-initiating bodies and their national partners. 

 

 

 

 


 
Her hakkı saklıdır. Türkiye Kalkınma Vakfı Tel: 0 312 814 10 29 • 814 11 19
Bizi Takip Ediniz: TKV - Facebook RSS
Web Tasarım: AdaNET